Reklamverenler için Bildirge (manifesto) imzaya açıyoruz [Geri Dön]
Yazar: M. Tınaz Titiz | Tarih: Oca 13, 2008 | Kategori: Beyaz Nokta® Mesajları
Değerli Reklamverenler,(http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=708) internet adresinde, çocuk ve gençlerimizi derinden ve olumsuz etkileyen “öbür okullar” konusuna dikkat çekilmeye çalışımıştır.Resmi okul kurumu, 6-18 yaş arasındaki gençlerin toplam zamanın ancak %9′unu kullanıyor. Geri kalan %91′lik süre ise “öbür okullar” denilebilecek kurumlarca kullanılıyor.Artık 40 yıl öncesinin etkisiz, amatör, çocuksu “öbür okulları” yok.Bu %91′lik süre şimdilerde şiddetin ve cinsel sömürünün en uç noktalarını pazarlayan TV kanalları, sokak, futbol maçları, uyuşturucu pazarlanan okul önleri vs ile dolduruluyor.”Öbür okullar” içinde en etkilisi durumunda olan TV ve basının yaşam enerjisinin büyük bölümü reklamlardan geliyor.Eğer bu yalın yaklaşıma bir itirazınız yok ve “bunlar beni ilgilendirmez, istemeyen izlemesin; bir de medyayı kendime düşman mı edeyim; bak hiç benden olumsuz bahseden var mı?” demez iseniz size bir önerimiz var:Lütfen bir deklarasyonla şunları (veya kendi özgün üslûbunuzla ifade edeceklerinizi) ilân ediniz:
- Yayınlarınızda muhabbet tellâllığı görmek istemiyoruz“,
- “Mankenlerin, hangi futbolcuları nasıl avlamaya çalıştığını görmek, bilmek istemiyoruz, bunlara ilgi duymuyoruz“,
- “Nasıl kazanıldığı belli olmayan (olan) paralarını nasıl harcadığını milyonların gözüne sokarak, jipiyle, eviyle, masrafıyla onları tahrik eden, bir çeşit aşağılayan görgüsüzleri izlemek zorunda değiliz“,
- “Kadınları cinsel obje olarak sunmayı cinsel özgürlük olarak onlara yutturmaya çalışmanıza, onları enayi yerine koymanıza razı değiliz“,
- “Kimin kimle yattığını merak etmiyoruz, izlemek istemiyoruz“
- “Mizah programı adı altında sürekli olarak geri zekâlılık taklidi yaparak gizlenen geri zekâlıları izlemek istemiyoruz“”Yarışma programı adı altında halkın dilenciliğe özendirilmesini istemiyoruz“,
- “Yarışma programlarına katılanlara yapılan kaba-saba, açık-saçık tacizlerin şaka olarak sunulmasını istemiyoruz“,
- “Çeşitli vesilelerle TV’ye çıkarılan kişilere, sunucuların yaptıkları hakaretleri onların kişiliklerine uygun buluyoruz, ama bu hakaretleri çoluk çocuğumuza izletmek zorunda kalmak istemiyoruz“,
- “Reklam Öz Denetim Kurulu olarak kendini adlandıran kurulun, dili yozlaştırıcı reklamları görmezden gelmesini hazmedemiyoruz“,
- “RTÜK’ün bütün bunlara karşı ne gibi önlemler aldığını merak ediyoruz ve vergilerimizle maaşlarını ödediğimiz bu insanlardan işlerini doğru yapmalarını bekliyoruz“,
- “İstemeyen seyretmesin kabadayılığına katlanmak zorunda olmadığımızın bilinmesini, çoğunluğun bu argümanı kullanması halinde -ki durum şimdilerde budur- izlenecek medya organı bulunamayacağının idrak edilmesini ve bu dayatmadan vazgeçilmesini istiyoruz“,
- “Ve üstüne üstlük, bütün bu düzeysizlikleri yapan, kurgulayan, oynayan, senaryolarını yazan, organize eden, finanse eden, bunlar yoluyla para kazanan ve bunlara akıl hocalığı yapanların gözümüze baka baka cumhuriyeti, laikliği, erdemleri savunmasını hazmedemiyor ve bunu hem kendimize hem de bu kavramlara ağır bir hakaret olarak algılıyoruz.
Türkiye mankenlerden, görgüsüzlerden, birbirini aldatan insanlardan, kabadayılardan ve bunları seyrettiren tellâllardan ibaret değildir. Bilim adamıyla, sanatçısıyla, yazarıyla, çizeriyle bir “öteki halk” vardır. Gelecek nesillere rol model olarak bu ikincileri desteklemek, ama en azından diğerlerini özendirmemek tüm toplumun görevidir. Bu, bir numaralı insan haklarındandır.”
diyebilerek duyarlığınızı gösteriniz.
Lütfen, “bir tek benim yapmamla ne değişir” demeyiniz. Herkes böyle düşündüğü takdirde hiç kimse kılını kıpırdatmayacaktır. “Herkes yapsın ben de yapayım” demenin, “bir kişi dahi yapmazsa ben de yapmam” demek olduğunun kolayca anlaşılabilecek bir ön-koşul olduğunu düşününüz.Türkiye, başkalarının ne diyeceğine bakmadan doğruları arayıp yapabilenler varsa var olacaktır. Aksi halde kimseye yazık olmayacaktır. Saygılarımızla,

For English Content









Bütün yazı metnine katılıyor ve imzalıyorum..
Aytac Erdogdu
Aytac Erdogdu | Oca 15, 2008 | Yorum Yapın
Yukarıdaki bildirgeyi gönülden destekliyor ve altını ben de imzalıyorum.
Kaleme alanların eline sağlık.
Göksen Şimşek | Oca 15, 2008 | Yorum Yapın
Sorun gayet açık biçimde tanımlanmış; çözüm de, kaynağından türetilen bir öneriyle somutlaştırılmıştır. Geriye kalıyor bizi anlayan kişi ve kuruluşların sorunun çözümüne taraf olmalarını beklemeye…
Ayhan Özdemir | Oca 15, 2008 | Yorum Yapın
Bu görüşlerin tümüne katılıyorum. Bu seviyesiz yayınlardan çok şikayetçiyim. Buna dur demenin zamanı geldi, geçiyor.
Seher Kınıkoğlu | Oca 15, 2008 | Yorum Yapın
TV kanallarında dönen çarkları büyük bir açıklıkla dile getiren bu güzel yazının her satırına yürekten katılıyorum.Sadaka ile alınan oylarla iktidar olunduğu , canlı sabah programlarına kadınların eşleri tarafından 20 YTL için gönderildiği, yüzbinlerin yarışma programlarına katılmak için sıra beklediği milyonlarca kişinin çocuklarının nafakasından keserek talih oyunlarından umut beklediği bu toplumun eğitim düzeyi ve ekonomik gücü belirli bir düzeye ulaşmazsa korkarım ki bu filmi daha çok seyrederiz.Ama öbür yandan da amacın araçları meşru kıldığına inanmış TV kanalları sahiplerinin bu makyavelist düşünce yapıları da değişmedikçe istenilen sonuca ulaşmak çok zaman alacaktır.
Umarım ki tepkilerimiz bir sonuca ulaşır.Ama seçilen yolun doğru olması her zaman amaca ulaşmaktan önemlidir.
Evrensel Erdoğan | Oca 15, 2008 | Yorum Yapın
kaliteli toplumda yaşamak , ve kaliteli bireyler olmak her bireyin arzusudur. ancak her ne hikmetse mecbur kaldığımız, bağımlı olduğumuz TV yayınları vasıtasıyla oluşturulan yozlaştırma karşısında ki çaresizliğimizden ıstırap duymaktayım.
Şener Şahin | Oca 16, 2008 | Yorum Yapın
Efendim,
Toplumların şekillenmesi paylaşılan maşeri ölçülerin sonucu olabilir. Tabii, ölçüden söz edilince de bir etalon / benchmark v.b. şart olur. Yurtdaşları vergi vermeyen, hudut sorunlarını çözememiş, kendi içinde kurulmuş Cumhuriyet ile kavgalı yurtdaşları ile hükûmetleri olan bir ülkede bir içe çöküş (implosion) yaşanmadan çıkış yoluna erişilemez.
Altan Sağanak | Oca 17, 2008 | Yorum Yapın
Sayın Titiz, sizi T.Ö döneminde başlayan yozlaşmadaki kollektif siyasal sorumluluğunuzdan aklamadan bu ve benzeri bireysel çabalarınızdan dolayı kutlarım..Reklamlarla ilgili bu çabanızı da yürekten destrekliyor ve katılıyorum. Saygı sunarım.
Ali Kurt | Oca 18, 2008 | Yorum Yapın
Yorumlarınızı okudum ve altına imzamı atıyorum
Ersin Doğanok | Oca 18, 2008 | Yorum Yapın
Aynen katılıyor ve imzalıyorum.
Selim Kocaman | Oca 18, 2008 | Yorum Yapın
Tınaz Beye bu girişiminden dolayı teşekkür ediyor,aynen katılıyor ve imzalıyorum.
Necdet Karabakal | Oca 19, 2008 | Yorum Yapın
1985 yillarinde en buyuk yanilgimi yasamisim ozel tv kanallari kanununu desteklemekle. butun ozel kanallar kapatilmali ve yeniden trt tv cagine geri donulmeli. tek sesli devlet kanallarinden kurtulduk, artik ozel kanallar acilacak rusvet, yolsuzluk, hortumlama artik tarihe karisacak derken en buyuk hortumlamalarin, yolsuzluklarin hirsizliklerin gizlendigini yasiyoruz. bu ozel kanalllara hic izin verilmese idi keske.
gunduz yerebasmaz | Oca 20, 2008 | Yorum Yapın
Servi gibi ümitler
Döndü birer iğdeye,
Geçti Bor’un pazarı
Sür eşşeği Niğde’ye.
Çocuklarımızı ve Gençlerimizi kaybettik.Eski ve yeni iktidarların sayesinde.
Sadece baş sallayan, sorgulamayan koyununun koyunu bir nesil yetişti ve yetişiyor.
Atı alan Üsküdar’ı geçiyor.
Yorum yazsak ne olur, yazmasak ne olur.!

Murat ÖZ | Oca 21, 2008 | Yorum Yapın
Teşekkür ediyor, geç bile kaldığımızı düşünüyorum.Umarım özel kanallar biraz daha dikkatli olurlar.
Dilek Can | Oca 21, 2008 | Yorum Yapın
Tınaz beyin yazısına aynen katılıyorum ancak “iki kişiden biri olarak” geleceğe matuf en küçük bir ümidim bile yok bu konuda.. Saygılarımla
Nezih ÜNAL | Oca 21, 2008 | Yorum Yapın
Yazının her cümlesine aynen katılıyorum ve imzalıyorum.
Haberlerin bile magazin programı gibi olduğu günümüzde seviyenin daha ne kadar düşeceğini çok merak ediyorum. Televizyonu eğitim amaçlı kullanacağımıza tam tersini yapıyoruz. Bu tür programların yayınlanmasında art niyet olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle uzunca bir zamandır özel televizyon kanallarının bir çoğunu izlemiyorum.
Emre Terzi | Oca 21, 2008 | Yorum Yapın
katılıyorum. teşekkürler
muharrem | Oca 23, 2008 | Yorum Yapın
malatya ilini ege bölgesinde
bodrum ilçesini mersin ilinde
sanan yarışmacıların yarıştığı yarış-ama-maları
aynı cümleleri izleyenler geri zekalıymışçasına onlarca kez tekraralayan haber sunucularını-oysa insanların anlatma kapasiteleri kendi anlama kapasiteleri ile birebir ilişkilidir-
kalkmayan uçakların bombalamadığı köyleri
her akşam yerlebir eden ve bu felaketten korkunç zevk alan ünlü haber spikerlerini
ve daha nicesini görmek ve duymak istemiyoruz
LÜTFÜ ÇITIROĞLU | Oca 30, 2008 | Yorum Yapın
Maddi çıkarların ön planda tutulup,kişiliklerden taviz vermenin hızla yayıldığı reklam, basın-yayın ve TE-VE işkollarına bilinçli reklamverenin güveninin azalacağı şüphesizdir. Bilindiği gibi MARKA bir firmanın güvenirliliğini,kişilikliliğini simgeler.Kendi kişiliklerinde soru işareti olan,şaibeli kişi veya firmalar ,başkalarının güvenirliklerini ve kişiliklerini hedef kitleye nasıl anlatabileceklerini bir reklam ajansı sahibi ve Ankara Reklamcılar Derneği Eski Başkanı olarak merak etmekteyim.
Saygılarımla
Ömer UÇMAN | Şub 8, 2008 | Yorum Yapın
Arkadaşlar
Ben Bu konuya Biraz daga eylem açısından Yanaşmak istiyorum.
Tınaz beyin dediği çok doğru
(Resmi okul kurumu, 6-18 yaş arasındaki gençlerin toplam zamanın ancak %9′unu kullanıyor. Geri kalan %91′lik süre ise “öbür okullar” denilebilecek kurumlarca Kullanılıyor)
Kısaca Hayat okulumuz fiziksek okul yaşantımızın % 90 nı.
Eylem Şu şekilde olabilirmi ?
Bizler ıslak imzalarımızla,bilgi alma yasası seçenekleri ile ,faxsla, Devletin ilgili kurumlarına , Tv ,radyo ve medyaya seçeceğimiz diğer kurumlara başvursak.
Konunun Önemini.
Topluma,kişilere, öğrencilere verdiği zararları bildirsek. (araştırma sonuçları ve bilimsel gerçekleri eklesek )
Reyting için yaptıklarını ve parakazanmak zorunda olduklarını söyliyeceklerini düşünerek.
Hiç olmazsa bazı seneryoların içine ,kişisel gelişim mesajları içerikleri konması ve bazı insana değer katan filimlerin gösterilmesi.
Haftada belirli saat toplumun ilerlemesine katkı yapacak programlar ve yazılar Yayılansa
Bu programların Yayın saatleri ,yazılı yayıda hengi yayın içinde olduğu internetten Bizim veya diğer kuruşluşlarca yayınlansa.
Sizlerinde katkısı ile bir çok yaratıcı düşünce çıkabilir.
Bir düşünce Eyleme geçirilmediği taktirde mezardaki varlıktan farkı yoktur.
ÜMİT YAZDIÇ | Şub 10, 2008 | Yorum Yapın
Elbette ve kesinlikle onaylıyorum…
Akın Yılmaz
Akın Yılmaz | Şub 13, 2008 | Yorum Yapın
Ozellikle egitimciler için cok onemli: egitim-ogretim vermeye calistigimiz insanlar ne kosullarda buyuyorlar, nelere maruz kalıyorlar?
Bildirgenin her satırına canıgönülden katılıyorum. Ben 1993 senesinden bu yana üniversite hocalığı yapıyorum. Bu 15 senelik süre zarfında çok üzülerek gözlemlediklerimi sizlerle paylaşmak isterim. Şunu belirtmeliyim ki öğretmenliğe başladığım yıllardaki öğrenci profili asla böyle değildi. Ancak artık her geçen sene daha ciddi durumlarla karşılaşıyoruz. Bu anlatacaklarıma tamamen zıt çocukları, kardeşleri, yeğen ve kuzenleri olanlar vardır, benim de kardeşim böyle değil ama acaba kaç kişi kaldı ve gün geçtikçe ne olacak?
-Maalesef hiç azımsanamayacak sayıda genç insanımız kendi diline hakim değil; anadillerinde okuduklarını ve duyduklarını tam manasıyla anlayamıyorlar, kendilerini zorlukla ifade ediyorlar, hislerini sıklıkla jest, mimik ve seslerle ifade ediyorlar. Tek bir sıfat kullanarak farklı durum-olayları anlatan pek çok genç var: Çirkin kız, çirkin sınav, çirkin hava,vs. (Bu gerçek bir örnektir.)
-Neredeyse hepsi okumaktan ve yazmaktan nefret ediyor. Eğitim sistemi öğrencilerin okuyup yazacakları varsayımıyla hareket ederken hiç okumamakla övünenleri çok. Bunun müsebbibi elbette yalnızca reklamlar veya genel anlamıyla medya olamaz, ancak muhakkak ki payı vardır. Gençlere sürekli pompalanan başarılı adam imajı okuyan, yazan, düşünen adam değil, asan, kesen, vuran, bağrını açan, para kazanıp jipe binen görüntüsünü muhafaza ettikçe okumayı özendiren bir yapıya bürünmeyecektir. Hayatta tek önemli değerin tüketmek ve daha çok tüketmek olduğunu zanneden, sevgisini ifade edemeyen, merak duygusu öldürülmüş,sebep-sonuç ilişkisi kuramayan, reklam görselliği ve hızında bir hayat beklediğinden gerçek hayattan çabucak sıkılan, kendini tanıma ihtiyacı hissetmeyen ve genele uymamaktan huzursuz olan bir nesille karşı karşıyayız. Bu çocukların birey olmalarından ve mutluluklarından bizler sorumlu değil miyiz, sonuçta bu toplumu hep beraber biz oluşturmuyor muyuz?
Program ve reklam yapımından sorumlu insanlar, bu program/reklamları yaratan insanlar ve medyadaki karar mercilerinin üzerinde baskı kurmak ve toplumsal bilinç yaratmak için geç bile kalınıyor.
İpek Korman-Tezcan | Şub 19, 2008 | Yorum Yapın
Insanlari kosullandirarak “Zihinsel SOYKIRIM” yapan bu uygulamalri protesto etmenin en demokratik seklini ben de imzaliyorum. Her imzacidan da, bolgesini temsil eden milletvekillerinin e-posta adresini TBMM sitesinden ogrenerek, bu met ni iletmesini talep ediyorum.Hatta Basbakana da ve de Cumhurbaskanina da iletmesini oneriyorum. Saygilarimla
Huseyin Cimsit | Şub 19, 2008 | Yorum Yapın
Medya sahipsiz.Sahipsiz olunca,bakın,neler oluyor?Bunlardan en önemlisi dilimize oluyor. Yarı Türkçe (%80′i Arapça,Farsça),yarı İngilizce, Fransızca, İtalyanca vs. karışımı konuşma ve yazışma diline sahip dilsiz bir millet olmuşuz.30′ar yıl arayla yazılmış makaleler, romanlar, ders kitapları vs.yi bir sonraki anlamıyor, hele bu süre 100′er yıl araya çıktığında ,sözlük de yetersiz kalıyor.Sonuç olarak, nesiller bir önceki nesilden kendilerine bölük pörçük geçen kültürü bölük pörçük aktarabiliyorlar yeni nesile,sığ ve kırılgan olarak.Gelişmemiş dil ve kültürümüzü hor görüp gelişmiş Batıya özeniyoruz,tabii ki sadece şekilde kalarak. Batı da bize 2.sınıf vatandaş muamelesi yapıyor,haklı olarak.Medya bunu değiştirebilir mi?Evet!Yeter ki,sadece kazanca odaklı olan medyaya, gerekli tepkiyi gösterelim,yani sahip çıkalım.
Faruk Ekinci | Şub 19, 2008 | Yorum Yapın
Sonyıllarda Tv seyretmemeye, gazete okumamaya özen gösteriyorum. Sadece, herşeyin dışında kalmayayım diye internetten ya da berberde başlıklara göz atıyorum. TV’de de haber başlıklarını ve hava durumunu izlemek isterken, kanal değiştirme esnasında bir kaç kare; (Tınaz Beyin listelediği) görüyorum, içim kaldırmıyor!.
Aklınıza-gönlünüze-elinize sağlık Tınaz bey.
Atay ceyişakar | Şub 19, 2008 | Yorum Yapın
Bu ülkeyi ve bu milleti ve Devletini maddi ve manevi değerleriyle tarumar eden zihniyete biz dur demezsek; kim diyecek… Dayatılana boyun eğmemenin onur sahibi her yurttaşa düşen bir görev olduğunu hatırlattığı için Tınaz beye, bu soylu girişimi için teşekkür ediyorum. Lütfen bu çağrıya katılmaları için tanıdıklarımızı haberdar edelim.
NECATİ SAYGILI | Nis 16, 2008 | Yorum Yapın
Bildiriyi kaleme alanların eline, aklına sağlık. Aynen katılıyorum. Ayrıca;
*Birilerini, birileri hakkında konuşturmanın,
*İnsanları hep bir ağızdan bağırtmanın,
*Diyalogların devamlı tartışma ortamında ve âdetâ kavga eder gibi vermenin,
kültürümüze, görgümüze ve eğitimimize hiçbirşey katmadığını eklemek isterim.
Dinleyip seyredenlere seviye kaybettirdiğini düşünerek haber programları ve belgeseller dâhil, hiçbir program için tek bir sâniyemi harcamadığımı, bu sebeple huzurlu olduğumu, kendime, sevdiklerime ve sevenlerime daha çok vakit ayırma imkânı bulduğumu belirtir, herkese aynı yöntemi tavsiye ederim.
OĞUZ ÇETİNOĞLU
Ekonomist
OĞUZ ÇETİNOĞLU | Nis 16, 2008 | Yorum Yapın
Yukarıda yayınlanmış bulunan yazıya ve yorumda bulunmuş tüm değerli dostların düşüncelerine kesinlikle katılıyorum.Ama ben yazıyı biraz daha tamamlamak açısında bu ülkenin en çok vergi kaybının yaşandığı ; hayatlarını istedikleri gibi yaşayıp trilyonları çok rahat kazanan futbol takımlarının , futbolcuların ve bu alanda yayın yapan medyanında bu anlamda uyarılabilmesi adına protesto edilmelerini rica ediyorum. En çok parayı kazanıp en az vergiyi veren futbol kulüp ve futbolcularının maçlarına gitmeyerek yayınları seyretmeyerek bu anlamda hem boşa vakit geçirmemiş hemde dengeleri bir parçada olsa desteklemiş oluruz. Saygı ve sevgilerimle.
Levent ALACA | Nis 17, 2008 | Yorum Yapın
Ülkemizin son yıllarında basında ki tekelleşmenin getirdiği yozlaşma ve yayın kirliliği,halkımızın nasıl etkilendiğini üzülerek görüyor ve kahıroluyoruz.Sanki bu güzel ülkemizin tv.programlarına ve gazete manşetlerine çıkartacağı hak eden değerleri yok muş gibi,tamamen reyting uğruna türkçe konuşmayı beceremeyen,topluma hiçbir katkısı olamayacak insanları çıkartılması planlı bir politika olduğunu düşünüyorum.
Nitelikten,kültürden ve kaliteden yoksun bir çok erkek ve kadın sunuculara önemli yayın organlarının en değerli saatlerinde saçma sapan çeşitli programlar yaptırılması ile halkımızı nasıl ve ne yönde etkiledikleri ortadadır.
bu güzel ve değerli yazının altına imza atmaktan onur duyduğum gibi,imza atanların bu kadar az olmasındanda büyük üzüntü duyduğumu sizleler paylaşmak istedim.
Sevgi ve saygılarımla.
Tarık Uğur | Nis 17, 2008 | Yorum Yapın
tamamen katılıyorum da. imzalayınca ne olacak?
ercüment özkaya | Nis 17, 2008 | Yorum Yapın
Bugün, basın ve görsel medyamız ne yazıkki yıkılma aşamasındaki Yugoslavya’nın yolundan gidiyor. Ulusal değil, insancıl değil, ahlaki değil ve akılcı değil ama depolitize edilen, bireyselleştirilerek ulus olma bilincinden uzaklaştırılan, onuru, bilinci ve kültürü yok edilen bir topluluk yaratmak istiyor.
Yıllarca “aman sağcı solcu olmasın da futbolcu olsun”dediğimiz gençlerimiz HİÇ olduklarının bilincinde bile değiller. Ülkeyi kaybedersek kazanacak ulusumuz var da diyemiyoruz, kurtuluş savaşında olduğu gibi. Çünkü, ne yazık ki hızla ulus olma onurunu ve bilincini kaybediyoruz. Lütfen uyanalım artık.
REMZİ ÖZKAYA | Nis 17, 2008 | Yorum Yapın
Senelerdir bu konuda benim gibi çevremdeki hemen herkesin rahatsız olduğunu sohbetlerimizden biliyorum.
Bu imza kampanyası için bugün davet aldım. Sevinerek katıldım ancak henüz çok düşük bir imza katılımı aldığını üzülerek gördüm.
Büyük trajlı basın yayın kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin etkin rol almadığı konuların yeterince dikkat çekemediğinin bir kanıtı sanıyorum.
Tınaz bey’in ön yazısına ilave olarak ana TV kanallarının haber programları dahi çoğunlukla magazin kaynaklı, yada dehşet - kan felaket görüntüleri? En yüksek trajlı ciddi olmaları gereken gazetelerimiz de Avrupa’nın tabloit gazeteleri ayarında.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu tür yayınlar böylesi şekilde ciddi medya kuruluşları tarafından yapılmamaktadır. Çünkü tüketicinin hoşlanmayacağını bilmekteler.
Serbest piyasa rejiminde bir ürünün alıcısı varsa sunumu yapılır. Medya kuruluşları da birer ticari kuruluş ve doğal olarak hayatlarını sürdürebilmek için kar etmek amacında. Yöneticilerinin kendileri beğenmese de reklam alacak, yani halkın ilgisini çektiğini düşündükleri yayınları yapmaktalar. Bunada hem medya hemde reklam verenler Rating tespitleriyle karar vermek durumundalar, sorun da buradan kaynaklanmakta - bir kaç bin kişinin tercihleri bütün ülkeye dayatılmaktadır.
Öncelikle Üniversitelerin Panel’ler, Seminerler ve ayrıca bilimsel araştırmalar ile hem Rating sistemlerinin yanlış yönlendirmeleri hemde sorumsuz yayıncılığın toplumdaki tahribatı kanıtlanmalı, böylece halkın dikkati çekilip bu konuda toplumsal bir tartışma başlatılmasını öneriyorum.
Yani bir netice alınması isteniyorsa bu konuda da önce ‘Rating’ gerekmekte.
Söz konusu yayınların hem kültürel hemde evrensel ahlaki ve dini değerlerimize aykırı olduğunu gözönüne alarak, toplumun çok büyük bölümünün bu konuda zaten rahatsız olduğunu sanıyorum.
Devlet kontrolü ile resmi çerçeveler yaklaşımı yeterli olmayacaktır, gelişmiş toplumlarda olduğu gibi geniş katılımlı tartışmalar ile toplumsal konsensus sağlanarak kalıcı neticeler alınabilir.
Kayhan Zırhlıoğlu | Nis 17, 2008 | Yorum Yapın
Yorumumun denetim beklemesi çok enteresan.
Yorum bölümü müsbet menfi herkesin görüşünü aktarabildigi ortam olmalı bence.
Kayhan Zırhlıoğlu | Nis 17, 2008 | Yorum Yapın
Ben yıllardır hizmet verdiğim reklam sektörünün vazgeçilmez mecrası olan televizyonu izlemiyorum. Sadece reklamlar ve bu işimin devamlılığı için zorunlu olduğum bir durum. Buna rağmen TV dizileri bir biçimde hayatıma girmeyi başarıyor. Ofis çalışanlarının muhabbetleri, arkadaşlarımın Lost aşkı ve hedef kitlem dediğim herkes. Buraya kadar tamam. Beni üzen asıl şey sokağa çıktığımda etrafımın Gülben Ergen’lerle, Tarkan’larla, bilmem ne mankenleriyle sarılmış olması. hayatımın istila edildiğini ve bunun bir sona doğru giden başlangıç olması içimi bir kere daha ürpertiyor. Yabancılaşmanın en yüksek dozonun yaşandığı ülkemizde en azından yanımızdaki, karşımızdaki, uzağımızdaki miniklerimizi görme ve koruma adına bu platforma seve seve imzamı atıyorum. Devşirme bir geleceği ve bu geleceği yaratacak günümüz çocukları neslini oluşturmamak adına yaptığınız bu girişimi kutluyorum.
Saygılarımla
Serkan Bayer | Nis 18, 2008 | Yorum Yapın
Bu çalışmayı hayata geçiren değerli insanları tebrik ederim.
Halk bunu istiyor diye bizim beynimizi köreltiyorlar.Halk bunu istemiyor.Halkı böyle değersiz programlara layık gören medyayı şiddetle suçluyorum.
Aslı ŞİMŞEK | Nis 18, 2008 | Yorum Yapın
Televizyon konusunda gosterebilecegimiz hassasiyetin onemini ne kadar ozenle vurgulasak yeridir. Televizyon araciligi ile gelecek neslin , cocuklarimizin zihinlerine tekel konmak istendigini ve bunun ne denli tehlikeli bir duzeye geldigini tartisilamayacak kadar ayan beyan bir gercektir. Yeni neslin masum duygularinin, temiz dusuncelerinin bu denli kati bir kararlilikla kirletilmeye calisilmasini sorumsuzluk olarak nitelendirilmiyorum. Cunku kasitli yapildigi cok belli.Reklam sirketlerinin urun bilgilendirme amacinin otesine gecerek vermeye calistigi izlenimlerde sosyal sorumluluk ilkesini gozden kacirmamasi gerekiyor. Oyle gorunuyor ki , cocuklarin ebeveynleri yanlarinda olmadan televizyon izlemeleri cok yanlis olacaktir. Bu kontrolu yapamayacaklarin cocuklari ise ici bos degerlerle dolu zihinlerin yetiskinleri olmaya mahkumdur.
Manifestonuzu destekliyorum ve ses getirmesini diliyorum.
Zisan Anter | Nis 24, 2008 | Yorum Yapın
Sayın Titiz,
Ülkenin içinde bulunduğu bu ciddi darboğazda, sorunlara büyük ölçüde kaynak teşkil eden Medyatik Kirlilik ve Değerler Erozyonu konularına ilişkin “Reklamverenler için Bildirge” nin içeriğine tamamen katılıyor, çabalarınızı yürekten destekliyor, bu vesile ile Saygılar sunuyorum.
Tabiatıma tamamen aykırı bir düşünce olsa dahi;
toplumun mevcut eğitim düzeyi , alışkanlıkları ve dokusuna baktığımda, tecrübelerim ve kişisel değerlendirmem; maalesef mevcut durumun kısa vadede ( 20 yıl ) çözüleceğine dair bana en küçük bir Ümit Işığı dahi göstermemektedir.
Hürmetlerimle.
Celal SEYHAN
Celal SEYHAN | May 20, 2008 | Yorum Yapın
Bu konu elbette çok önemli. Ancak daha da önemli bir konu da Türkiye’de TV reytinglerinin Türk değil bir İngiliz şirketince ve devletin hiçbir denetimi olmaksızın yapılmasıdır. Bu şirket, kamu oyunu istediği gibi yönlendirebilmektedir. Yaptığı reyting değerlendirmesine bağlı olarak reklam pastasından pay alabilen kanallar da bu şirketin yönlendirmesine boyun eğmektedirler.
Bu kurumun ulusallaştırılması için bir çaba göstermeliyiz.
Saygılarımla
Yelkan
Yelkan H. AŞETEY | May 20, 2008 | Yorum Yapın