Öğrenme Bildirgesi (100,000 imza için)

HAYDİ, BİR YERDEN BAŞLAYALIM!

“Yüzbin İmza Manifestosu”

-önerilere göre yeniden düzenlenmiş-

11 Şubat 2008

Biz aşağıda imzası bulunanlar, şunları ilân etmeyi bir borç biliyoruz:

  1. Çocuklarımızın yetiştirilmesinde göz önünde tutulması gereken en temel ilke’nin ne olacağı” sorusu, eğitim alanındaki birinci öncelikli sorudur.

    O “en temel ilke” üzerinde uzlaşı sağlanamadığı sürece, konu ikincil önemdeki sorunlara indirgeniyor. Bu uzlaşı bugüne kadar aranmadı, çünkü var olduğu kabul edildi. Halbuki herkesin eğitimden beklentisi bir diğerinden farklıdır.

    Buna göre, “eğitimden –en temelde- ne bekliyoruz?” sorusunun şu tanımda uzlaşarak cevaplanması ve sonra da tüm karar ve eylemlerimizin buna göre gözden geçirilmesi gerekir:

    “EĞİTİM, ÇOCUKLARIMIZIN AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİ KAZANMALARI İÇİN YAPILMALIDIR”

    Çeşitli bağlamlarındaki beklentilerin bu temel beklentiyle birleştirilerek onu geri plana itmesine –hattâ giderek kaybettirmesine- izin verilmemelidir.

    Toplum kesimlerinin akıl, ahlâk ve estetik bağlamlarındaki değişik tercihleri arasındaki uzlaşıların, ancak kendi ayakları üzerinde durabilen bireylerden oluşan bir toplumda sağlıklı, evrensel değerlerle de uyum içinde olabilir.

    Buna göre, eğitimin bu en temel amacı üzerinde bir uzlaşının sağlanması yolunda çaba harcayacağımı taahhüt ederim.

  2. Ayakları üzerinde durmak” deyimini, sorunların, en değerli kalıtsal miras olan öğrenebilirliğin harekete geçirilerek çözülebilmesi olarak anlıyor, eğitim kurumlarının asli ödevinin, onlara bu bilinç ve özgüveni vermek olduğunu düşünüyorum,

    Aksine, bir yerlerde zaten mevcut bilgileri akıllarında tutmayı, nedenini anlamaya çalışmadıkları kalıpları ezberlemeyi bu yollarla dini, etnik, siyasal ideolojiler yönünde koşullandırılmalarını eğitim olarak görmüyor, bu tür tutumların onları ayakta durdurmadığına, aksine yaşam boyu “eğdiğini” düşünüyorum.

    Buna göre, okulların bu asli görevlerini tam olarak yerine getirmesi yolunda üzerime düşen görevleri yapacağımı taahhüt ediyorum.

  3. Televizyon, basın, sokak, tribün, moda gibi unsurların her birinin birer okul haline geldiği ve böylece çocuklarımızın bir “çoklu okullar sistemi” tarafından kavrandığı bir gerçektir.

    Bu “diğer okullar”ı olumlu etkiler yapacak tutumlara doğru zorlamanın bir hakkım ve görevim olduğunu düşünüyor; bunları izlerken, satın alırken, başkalarına tavsiye ederken ve/ya reklam verirken bu “demokratik baskı” görevimi unutmamayı taahhüt ediyorum.

Yazıya Gelen Yorumlar

1

M.Halit Umar
26 Ocak 2008´de söylemiş


EĞİTİM ve ÇOCUKLARIMIZIN AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİNİ KAZANMALARINA YARDIMCI OLUNMASI SÜRECİni içten destekliyorum.

2

öcal gürsel
26 Ocak 2008´de söylemiş


Söylenecekleri söylemişiniz yapılması gerekenler için önderlik yapıyorsunuz.sonuna kadar altına imzamı atıyorum.

3

Akın Yılmaz
26 Ocak 2008´de söylemiş


100.000 imza manifestosu başlıklı
Öğrenim Bildirgesi’ni
onaylıyor ve imzalıyorum.

4

necla zarakol
26 Ocak 2008´de söylemiş


her kelimesine katılıyorum

5

Muhsin Atabay
26 Ocak 2008´de söylemiş


Tüm kalbim ve aklımla destekliyorum. Herşeye karşın geç kalmadık, başaracağız. Saygılarımla.
Muhsin Atabay

6

Atay ceyişakar
26 Ocak 2008´de söylemiş


Yukarıda yer alan Yüzbin İmza manifestosuna katılmaktan onur duymaktayım.
Saygılarımla.
Atay ceyişakar

7

mustafa tümer
26 Ocak 2008´de söylemiş


sizlere katılıyorum

8

Şahin Soysal
26 Ocak 2008´de söylemiş


Manifestoyu imzalıyor, tüm görüşlere katılıyorum. Ayrıca tüm katılımcıların benzer düşüncede olan diğer yakınlarına ulaşarak konudan haberdar etmelerini ve anlatmalarını öneriyorum.
Fikirlerin kıymeti yaygınlaştıkça/paylaştıkça ve uygulandıkça anlam kazanacağını , yaşama değer katacağını düşünüyorum.

Saygılarımla.

Şahin Soysal

9

Erdil BARUÖNÜ
26 Ocak 2008´de söylemiş


Öğrenme bildirgesini, ülkemiz insanlarının refah düzeylerininin ve mutluluklarının artırılmasına çok büyük katkı sağlayacağı, inanç ve dileğiyle imzalıyorum. Yaşadığım sürece gönüllü destekcisi olacağıma sözveriyorum.

10

Ahmet Altındağ
26 Ocak 2008´de söylemiş


Bende yazınızı destekliyorum.

11

Mehmet Ali Has
26 Ocak 2008´de söylemiş


Daha iyi bir eğitim daha kültürlü bir gençlik daha medeni bir toplum için “Yüzbin İmza Manifestosu” unu imzalıyorum.

12

Nuray Dede
26 Ocak 2008´de söylemiş


Dürüstlük eğitimde ve hayatın her döneminde titizlikle gerçekleştirilmesi gerekli bir niteliktir.Bu Manifestoyu destekliyorum.

13

Altan Sağanak
26 Ocak 2008´de söylemiş


Keşke 1.000.000 imza için yola çıkabilsek.
Bir de Atatürk’ün kulluk hakkımızı ana dilimizde (Türkçe) kullanmak yolunda maalesef tamamlayamdığı arzumuzu dillendirebilsek.
Bilindiği gibi Behçet kemal çağlar ve diğer ediplere surelerin tercümesini yaptırmıştır.

14

Güler Yüksel
26 Ocak 2008´de söylemiş


Destekliyorum.

15

Hasan Yüksel
27 Ocak 2008´de söylemiş


Yaşamdaki tüm öğrenimin amacı çözüm bulabilme bilgi ve becerisi edinmektir. Bu kişinin kendisinin öğrenme gerekçesini bilmesiyle ilgilidir. Bu düşünceleriniz aynen katılıyorum.

16

Vedat OZCELIK
27 Ocak 2008´de söylemiş


Tespitlerinize katılıyor, bu manifestonun gerekli imza sayısına ulaşmasını ümid ediyorum.

17

meral akyel
27 Ocak 2008´de söylemiş


“egitim” taniminiza, onur sistemine ve diger tum tespıtlere katılıyorum.

18

Abdurrahman Yalçın
27 Ocak 2008´de söylemiş


Bildirgeyi okudum;
Proje iyi niyetle hazırlanmış, ancak birkaç noktayı açmakta yarar var;
1.Özgür bireyler yetiştirmeyi hedefleyenlerin öncelikle kendilerinin de bundan nasibini alacakların kabul etmeleri lazım. Yani çocuk özgür düşünsün ama iş beni (veya sistemi) eleştirmeye gelince orda dur denilmemelidir.Haklarında soruşturmalar açılmamalıdır.ancak o zaman bir anlam kazanabilir.Hangi baba çocuğunun düşüncelerinden dolayı zarar görme riskine rağmen böyle bir yönlendirmede bulunabilir?
Bu da siyasi bir durum ve toplumsal değerleri çürüten bir durum.
2. Sınav sistemi kopyayı ve ezberi dayatmaktadır.Çünkü okulda alınan notlar ciddi bir ağırlık teşkil etmektedir.Aynı şekilde KPDS türü dil sınavları tamamen ezbere dayanmaktadır.Bir an önce TOEFL türü bir sınava geçilmelidir.
3.Hırsızlık ne yazıkki halen yükselen bir değer.Çocuk bunu ailede görmekte ve benimsemektedir.Çünkü çocuk söylenene değil pratik hayatta hırsızlığın nasıl avantaj sağladığını gözleriyle görmektedir. Öğretmenin söyledikleri çok da etkili olmamaktadır.
4.Özellikle son zamanlarda televizyonda gösterilen dizi ve filmlere baktığımızda çoğunlukla toplumun “kötü ve düşman” kesimine dönük son derece aşağılayıcı ve aynı zamanda şiddetle yoğrulmuş bir tarz tercih edildiği ve yine devlet katında bunun teşvik edildiğini görmekteyiz.Ama sonuçta şiddet kültürü kabul edilebilir bir noktaya geldiğinde ortak akıl ve vicdan dan eser kalmamaktadır.

Peki Çözüm? Elbetteki ezbersiz eğitim. Nasıl? Yukarıda saymaya çalıştığım diğer unsurlar da göz önünde bulundurularak bir çözüm yoluna gidilebilir.

Başarılar diliyorum

Saygılarımla

Abdurrahman YALÇIN

19

erdal karayazgan
27 Ocak 2008´de söylemiş


“Yüzbin İmza Manifestosu”nu İmzalıyorum
Erdal karayazgan

20

Seher Kınıkoğlu
27 Ocak 2008´de söylemiş


Manifestoyu yüzbin imzayı aşmak umuduyla imzalıyorum. Buradaki görüşlerin tümüne katılıyorum.

21

M.Cihangir Hür
27 Ocak 2008´de söylemiş


doğru diye inandıklarımızın, bilgilerimizle sınırlı olduğunu biliyoruz. bilgilerimiz; bilginin kaynağından öğrendiklerimizle, arttıkça doğrularımız da bilgiye ulaşma oranımızla değişecektir.izimler kendi doğrularının değişmez kural olarak benimsenmesi için öğretiye aldıklarının zihinlerini kilitleyecek ezberci öğretimi esas alır.pozitif bilimlerin yerine rivayet ve söylenti esaslı ezberlerle zihinleri kilitleyip çağı bize ıskalatırlar.900 yıl matematiksiz medrese müfredatı ile zihinleri zincirlenen nesillerden ancak bu kadar !!!c.hür

22

gulay bakioglu
27 Ocak 2008´de söylemiş


Iyi bir gelecek icin

23

Necdet Karabakal
27 Ocak 2008´de söylemiş


“EĞİTİM, ÇOCUKLARIMIZIN AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİNİ KAZANMALARINA YARDIMCI OLUNMASI SÜRECİDİR” İLKESİ TEMELİNDE; DÜŞÜNCE VE KARARLARIMIZIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ FİKRİNE KATILIYOR; BU DOGRULTUDAKİ DÜŞÜNCE VE EYLEMLERİ DESTEKLİYORUM…

24

Hüsnü Balın
27 Ocak 2008´de söylemiş


Buradan başlayalım…

25

Mehmet Ufuk PEKER
27 Ocak 2008´de söylemiş


Guzel bir calisma. Ancak bence egitim sadece insanlara ayakta kalma becerisi kazandirmakla yetinirse, sadece kendi icin yasayan ve rekebet eden bireyler yetistirmis oluruz. Bu nedenle sadece ayaklari uzerinde durmak yeterli degildir. Bence buna birde egitimden beklenen toplumsal anlami da eklemek gerekir. Ben bunu etik bir degerler dizgesini barindirmayan bir egitimin, her zaman yarim kalmis bir kusak yaratacagi ifadesi ile acabilecegim. Egitimin uc sac ayagi olmali bir; kisinin kendini taniyabilmesi, iki; cevresini tanimlayip, anlatabilmesi, uc; cevresi ile dogru bir iletisim ve degerli bir iliski surdurebilmesi.
Kampanyanizi olumlu buluyorum Egitimin, anayasada da yer alacak dogru bir taniminin yapilmasindan yanayim. Ama bu tanim yukaridaki bahsettigim uc sac ayagini kapsamalidir.
Cocuklarimizin hem bireysel olarak ayakta durabilmelerini, hem de cevreleri ile degerler cercevesinde iliski kurabilmelerini saglamalidir.
Sevgi ve saygilarimla

Mehmet Ufuk PEKER
‘Yaşam kendine bir yol bulur’

26

gülten durmaz
27 Ocak 2008´de söylemiş


kampanyanızı destekliyor ve imzamı atıyorum.

27

ufuk günçağ
27 Ocak 2008´de söylemiş


milyonlara ulaşması dileğiyle.

28

Fatma Okan
28 Ocak 2008´de söylemiş


Ezbere dayalı eğitim öğrenilenin mutlak doğru olduğu riskini de barındırıyor bence. Çocuklarımız öğrendiklerini sorgulamalı ki ezberler bozulabilsin…
Çocuklarımız okulda verilen bilgileri ezberleyerek not alma ve sınav geçme yerine nasıl öğrenebileceklerini kavrama, araştırma, sorgulama yetilerinin geliştirilmesi ve geldikleri noktanın ölçülüp değerlendirilmesiyle ayakları üzerinde durabilen bireyler olabilirler ancak.
Manifestoyu imzalıyor, kısa sürede yüzbin imzayı aşmayı ümit ediyorum.
Fatma Okan

29

sakir akışık
28 Ocak 2008´de söylemiş


Çocuğum ve geleceğimiz için bu kampanyayı destekliyorum.
Saygılarımla

30

Fedai BAŞTÜRK
28 Ocak 2008´de söylemiş


Herşeye rağmen bu çalışmanın bir başlangıç oluşturacağı ümidini taşıyor ve söylemlerin tümüne katılıyorum. Başarılar diliyorum.

31

Güray TEZER
28 Ocak 2008´de söylemiş


Atatürk, “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.” demiştir. Daha iyi bir Türkiye ve daha iyi bir gelecek için “Öğrenme Bildirgesi”ni imzalıyor ve bu konudaki çabalarınızdan dolayı sizleri kutluyorum.

32

Osman Koçak
28 Ocak 2008´de söylemiş


Kampanyanızı yürekten destekliyorum.Yazdıklarınız her kelimeye katılıyor ve altına imzamı atıyorum.

33

Mehmet DENİZ
28 Ocak 2008´de söylemiş


İşlevini dershanelere devreden mevcut okulların ve özellikle de eğititimcilerin utanması gerektiğine inanıyorum.
Öz güven sahibi, nasıl yaşayacağını bilen bireyler olmaktan başka çıkış yolu bulunmamaktadır.
Haklı girişiminizi destekliyor, temenilerin bir önce gerçeğe dönüşmesini diliyorum.

34

ismail
28 Ocak 2008´de söylemiş


kaplanmış insanlar istemiyoruz.herkesin ruhi ,akli ve fiziki yeteneklerine göre yönlendirilip eğitilmesi fert ve toplum açısından en iyisidir.

35

Ediz Yazicioglu
28 Ocak 2008´de söylemiş


Tümüne yürekten katılıyorum

36

Ali Rıza Şensoy
28 Ocak 2008´de söylemiş


Eğitim konusunda atılacak her olumlu adımın ülkemize yadsınamayacak faydalar getireceğine inanıyorum ve yürekten destekliyorum.

37

Ali Şahin
28 Ocak 2008´de söylemiş


Gönülden destekliyorum,umarım hedeflere ulaşılır.Kolaylıklar diliyorum…..

38

Ahmet Tuna
28 Ocak 2008´de söylemiş


Sayin Tinaz Titiz,

Verdiginiz degerli emeklere cok cok tesekkurler.
Bu bildirgenin yayginlasmasi ve yasama gecirilmesi icin elimden gelen cabayi gosterecegim.
Sevgi ve saygilarimla .
Ahmet Tuna

39

Ferruh Babaoğlu
28 Ocak 2008´de söylemiş


Bildirgenizi destekliyorum.

Saygılarımla,
Ferruh Babaoğlu

40

Numan YÖNER
28 Ocak 2008´de söylemiş


Sizleri destekliyorum ve bildirgeyi imzalıyorum

41

Müyesser Saka
28 Ocak 2008´de söylemiş


Eğitim adına öğrenme adına her ne yöntem her ne teknoloji varsa geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımız için yapılmalıdır diye düşünmekteyim. Sizin özverili çalışmalarınız da bu yolu aydınlatmaktadır. Çünkü; “Binlerce kilometrelik yol bir tek adımla başlar” diyor Tao…

42

Erdal TEKIN
28 Ocak 2008´de söylemiş


Kesinlikle katılıyor ve destekliyorum.

43

Cengiz Tekin
28 Ocak 2008´de söylemiş


Eğitimi bu kadar basite indirgemek yanlıştır. Atatürk ilke ve inkılaplarının, Cumhuriyetimizin kazanımlarının planlı bir şekilde yok edilmesi, Milli Eğitimin, YÖK’ün işgal edilmiş olması, Türbanın anayasa ile korunmaya çalışılması karşısında söyleyeceğimiz bu mudur? Bundan sonra gelecek olan hamleler; kız ve erkek okullarının ayrılması, Latin alfabesinden vaz geçilmesi ve Hafta tatilinin Cuma olmasıdır. Çocuklarımız ayakları üzerinde durursa iş çözülüyormu. İmam Hatiplerde okuyan çocuklar ayakları üstünde durmuyorlarmı?
Milli Eğitimin birinci hedefi; düşünen ve sorgulayan kafalar yetiştirmektir. Biat eden teba olmayı tercih eden, sadaka ile geçinmeyi zul addetmeyen, Allahın verdiği aklı kullanmayan otlar değil. ALLAH, BÜTÜN PİSLİĞİ AKLINI KULLANMAYANLARIN ÜZERİNE YAĞDIRIR.YUNUS SURESİ AYET 100
BUNLAR DİNİ DE KURANI DA ALLAHI DA İSTİSMAR EDİYORLAR. BUNA KARŞILIK AYAKLAR ÜSTÜNDE DURMAYA ÇALIŞMAK EN HAFİFİNDEN YETERSİZ KALIYOR BENCE. Saygılar.

44

örgün Bilgin
29 Ocak 2008´de söylemiş


Ben Yurt disindan baska türlü görüyorum.45 Senedir isvicreden durumu takip etmekteyim.Ben buralara geldigimde nufus 30 milyondu.40 milyon artti ve 45 sene icinde ? Düsünmeniz gerekir bu yeni gelen 40 milyona nasil bir egitim verdik ? Gelen yöneticileri ve onlari sandikta destekleyen leri düsünün.Bunlar bizlerin ana ve babalariydi.Menfaatler ve cikarlar ön planda devam etmekte ve Avrupa ülkeleri bizim yumusak karnimizi islemekte devam ediyor.Bakalim bizler cocuklarimiza ne birakacagiz.Ama yolun sonu görünüyor.B.Oergün

45

Ahmet Karaarslan
29 Ocak 2008´de söylemiş


Ülkemin yumurcak çocukları için yeşil kart,kömür ve gıda yardımından daha önemli olan eğitim konusunda ülkenin gerçek sahiplerinin harekete geçme zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.Farklı etnik grupların eğitim haklarının kaliteli olarak sağlandığı bir sistemin geliştirilerek sunulmasını diliyorum.Parasız ve kaliteli eğitim yuvalarının ülkemin her köşesinde çoğalacağı günlerin yakın olması en büyük dileğim.Saygılarımla

46

Ayhan Özdemir
29 Ocak 2008´de söylemiş


Destekliyorum.

47

Dilek Cevizoglu
29 Ocak 2008´de söylemiş


Yürekten katılıyor ve destekliyorum..

48

Onat Bitik
29 Ocak 2008´de söylemiş


Manifestoyu destekliyor ve imzalıyorum.
“..Karanlık diye bir şey aslında yoktur, Işığın olmadığı hali biz karanlık olarak tanımlarız..”
Her beyaz noktanın, bir ışık kaynağı olmasını dilerim.
Saygılarımla

49

Çağlar Osmanbaşoğlu
29 Ocak 2008´de söylemiş


Tüm yaşamımızı kolaylaştıracak bu projeyi,desteklememek hatta alkışlamamak,mümkün mü?
Sevgilerimle.

50

Ümit Şimşek
29 Ocak 2008´de söylemiş


Destekliyorum

51

Sevgin Bağrışen
30 Ocak 2008´de söylemiş


Kesinlikle destekliyorum, çoktan olması gerekirdi. Yalnız,hele bu devirde hiç umutlu değilim.

Saygılar

52

Erol Köroğlu
30 Ocak 2008´de söylemiş


Manifestoyu destekliyorum. Yorumlar çok önemli ama yorum yapmadan imzalama seçeneği de eklenebilirse, zaman sıkışıklığı yaşayanların imza vermesi kolaylaşır. Saygılarımla.

53

Sevinc Ergiydiren
30 Ocak 2008´de söylemiş


Bildirgenize katılıyor ve imzalıyorum. Ancak eğitimcilerin ve öğretmenlerin hem bilgi düzeyinde (mezun oldukları gibi kalıyorlar) hem de pedagojik düzeyde sürekli eğitim almaları gerektiğine inanıyorum. Ayrıca eğitim sisteminin sorgulanması ve cocuklarımıza bir ideal tasavvurunda nasıl bir gelecek öngörüldüğünün göz önüne alınmasını gerekli buluyorum.
Tesekkur ve saygılarımla,
Sevinc Ergiydiren

54

Gamze Kaftanoğlu
31 Ocak 2008´de söylemiş


Manifestoda belirtilenler, benim de olmasını istediklerim. Bu manifestoya imza atarken tek bir kaygımı belirtmek istiyorum. Bundan sonra bu konuda “diğer okullara” yönelik yaptıklarımızın bir raporu olsa, bunun konuya ne kadar katıldığımızın asıl göstergesi olacağını düşünüyorum. Bu önerimin teknik olarak bu ortama uygun olup olmadığını da bilmiyorum. Sadece belirtmek istedim.
Gamze Kaftanoğlu

55

Zeynep Uysal
31 Ocak 2008´de söylemiş


Bütünüyle katılıyor ve imzaliyorum. Özellikle cocuklarımıza “ayakları üzerinde durma” becerisinin kazandırılması noktasının ısrarla vurgulanması gerektiğine inanıyorum.

56

Kıvanç İnelmen
31 Ocak 2008´de söylemiş


Başlamak için iyi bir yer; destekliyorum.

57

Kudret Cerkeskin
01 Şubat 2008´de söylemiş


Bence eğitimin birinci vazifesi düşünebilen ve gelişmiş zevklere haiz insan yetiştirebilmek ve insanların içindeki potansiyeli açığa çıkarabilmelerine yardımcı olmaktır.Ayrıca Türkiye’de ya bilinmediğini ya da gözardı edildiğini düşündüğüm birşey var:her yaşta çocuğun beyninin algılayabileceği şeyler vardır.Bu yüzden ilkokul çocuğuna lise fizik problemlerinin sulandırılmış hali de olsa çözdürülmesi yerine onların beyinlerini dümura uğratmadan ve morallerini yükselterek ve öğrenmenin sevincini ve coşkusunu yaşatarak onları geiştirebilecek bir sürü şey uygulanabilir.

58

Tijen DEMİREL
01 Şubat 2008´de söylemiş


100.000 imza manifestosu başlıklı
Öğrenim Bildirgesi’ni
onaylıyor ve imzalıyorum.

59

Muharrem özyılmaz
01 Şubat 2008´de söylemiş


kesinlikle katılıyorum

60

nihal
01 Şubat 2008´de söylemiş


Evet bir yerlerden başlamak gerek ve çevremmizde böyle duyarlı insanların olması beni umutlandırıyor.Eminim çabanız sonucuna ulaşacaktır.Size tüm kalbimle katıldığımı bilmenizi isterim.
Saygılarımla…

61

Adnan Yüksel Gürüz
01 Şubat 2008´de söylemiş


Sayın Titiz,
Sizi tanıdıktan sonra, bir dostunuz olarak çıktığınız yolda sizi hiç bir zaman yalnız bırakmayacağımı bilmenizi isterim. Siz her zaman bu toplumun problem çözme kabiliyetini arttırmayı, birey olmanın önemini, dürüstlüğün erdemini yüceltmeye çalışan projeler ile Türk sosyal hayatının önemli deniz fenerlerinden biri oldunuz. Aklın, bilimin parıldayan ışığına kendimce bir mumluk katkı koyabilirsem Atatürk’ün bize bıraktığı ÇAĞDAŞ, LAİK, DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİNE uzanan karanlık elleri durdurabileceğimizi umut ediyorum.
Sevgi ve Saygılarımla

62

Tamer EREZ "iZMİR KiGeP"
01 Şubat 2008´de söylemiş


100.000 imza manifestosu başlıklı
Öğrenim Bildirgesi’ni
onaylıyor ve imzalıyorum.

63

tarık uğraş
01 Şubat 2008´de söylemiş


tüm içtenliğimle destekliyorum.Akıllı Türk çocuklarının yeteneklerini sergilemesi ve herşeyin farkında olması adına ihtiyaçları olduğuna inanıyorum ve sizleri canı gönülden destekliyorum…

Saygılarımla…

64

müge arıtman
02 Şubat 2008´de söylemiş


Yüzbin imza manifestosu başlıklı öğrenme bildirgesini,olumlu gelişimlerin tüm dünya adına yaşama geçirilmesi ümidiyle onaylıyor ve imzalıyorum.

65

ethem şeker
02 Şubat 2008´de söylemiş


Tınaz hocam yaptıklarınızla karanlıkta bir ışık gibi yol göstermeye devam ediyorsunuz..gelecek genç nesilinse ben bu ülkenin geleceğini sağlıklı bireylere emanet etmek isterim.. yürüttüğünüz bu kampanyayı bende en içten hislerimle destekliyorum

66

meral elçi
02 Şubat 2008´de söylemiş


Umarım eğitim konusundaki bu görüşleriniz ve yapmak istedikleriniz amacından sapmadan temiz yüreklilikle gerçekleştirilir ve çökmüş olan eğitim sistemimizin düzelmesini sağlar.Çocukların ve gençlerin okullarımızda özellikle Türk dili ve edebiyatı,Tarih ve en önemlisi kültürel değerlerimiz konusunda bilinçlendirilmesi gerktiğini düşünüyorum.ÇÜnkü unutmayalım ki BİR MİLLETİ YIKMANIN EN KOLAY YOLU ONUN DİLİNİ TAHRİP ETMEKTİR VE TARİHİNİ UNUTTURMAKTIR.VE NE YAZIK Kİ ÜLKEMİZ GENÇLERİNE DİLLERİNİ KULLANMAYI UNUTTURDULAR BİLE!!!ÜZÜCÜDÜR Kİ NE DİLİMİZDEN HABERİMİZ VAR,NE DE TARİHİMİZDEN…

67

Aslı Beşkardeşler
02 Şubat 2008´de söylemiş


Mesleğime yeni atılmış bir öğretmen olarak yüzbin imza manifestosunu yürekten destekliyorum.

68

Sevilay Şükran SAYGILI
02 Şubat 2008´de söylemiş


Öncelikle özveriniz ve emeğinizden dolayı teşekkür ediyorum.Söz konusu eğitimse ben de bu manifestoyu sonuna kadar destekliyorum ve duyarlılığınızdan dolayı da sizleri can-ı gönülden kutluyorum.100.000 imza manifestosu başlıklı Öğrenim Bildirgesi’ni
onaylıyor ve imzalıyorum.

Saygılarımla

69

M.Saffet ERKİŞİ
03 Şubat 2008´de söylemiş


100.000 İmza manifestosu başlıklı öğrenim bildirgesini onaylıyor ve imzalıyorum.
Birçok mailleştiğimiz kişiler var “Beyaz Nokta Gelişim Vakfı” sitesinin incelenmesini istersek kısa sürede 100.000 leri aşabileceğimize inanmaktayım.

Sevgi ve Saygılarımla

70

dr.funda müftüoğlu
03 Şubat 2008´de söylemiş


ezbersiz eğitimi hep savundum.100.000 imzadan biri olmaksa ilk bana düşen görev,nice 100.000 imzalar için de mücadelede varım.
sevgi ve saygılarımla

71

Volkan Görgülü
03 Şubat 2008´de söylemiş


Bende bu kampanyayı gönülden destekliyorum ve imzalıyorum.

72

ÜMİT YAZDIÇ
04 Şubat 2008´de söylemiş


EĞİTİM, ÇOCUKLARIMIZIN AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİNİ KAZANMALARINA YARDIMCI OLUNMASI SÜRECİDİR”
Bu güzel başlığın altına birkaç ufak başlık koymaya ne dersiniz.
AYNI ZAMANDA YARATICI DÜŞÜNCEYİ ,ORTAK AKIL , BEYNİNİZİN SINIRSIZ KAPASISİTESİNİ KULLANABİLBEYİ,
HAYAT BOYU EĞİTİM,
GELECEK NESİLLERE DAHA GÜZEL BİR ÇEVRE , SAVAŞSIZ BİR DÜNYA ,
ETİK DEĞERLERİN %99 OLDUĞU DÜNYA VATANDAŞLIĞI ,
İDAALLERİNE ULAŞMALARINA YARDIMCI OLUNMASI SÜRECİDİR.

73

Şahika Ünal
06 Şubat 2008´de söylemiş


Geleceğimiz için yaptığımız en temel yatırım olarak görüyor, gurur duyarak imzalıyorum.

74

Ali Can Polat
06 Şubat 2008´de söylemiş


Sanırım, Aziz Nesin’den dinlemiştim; iki boksör ringde kıyasıya yumruklaşırlar.Sonunda boksörlerden birisi aldığı şiddetli bir darbeden sonra yere yuvarlanır. Hemen onu köşesine çekerler. Hakem saymaya başlamıştır. 1.2..3… Boksörün çalıştırıcısı endişe ile ha.. gayret,kalk ayağa, sen, sen, sen var ya sen onu yeneceksin!.

Bizim boksör son bir çaba ile gözlerini aralar ve -bir kalkabilsem, bir dik durabilsem, ben ne yapacağımı biliyorum diye cevap verir.

Sevgili Tınaz hocamızın bu çabası bana (toprağı bol olsun) Aziz Nesin’i, onun bu ibret dolu fıkrasını anımsattı.

Gerçekten de önce bir dik durmaya (homo erectus) ihtiyacımız var. Bu yüzden kampanyayı çok önemsiyorum. Dik durmasını beceremez isek, ilkel bir varlık olarak yalnızca önümüzü, önümüzdeki bir kaç metre karelik bir alanı görebiliriz. Eğer önce iki ayağımızın üzerinde dikelebirsek önümüzü de karşımızı da daha iyi görür daha iyi çözümler üretebiliriz. Aksi halde başkaları boynumuza bir bağ takar ve onların istediği yerlere götürülür veya gitmek zorunda kalırız. Bizim eğilmeye değil dik durmaya gereksinimimiz var.

Hepinize saygılar sunuyorum.
Ali Can Polat

75

Nebahat tuysuzoglu
06 Şubat 2008´de söylemiş


Sorgulayabilen , kendini ifade edebilme becerisi ve cesaretine sahip bir genclik icin destekliyorum.Bu konudaki cabanizi saygi ile karsiliyorum.

76

Kaan Emek
07 Şubat 2008´de söylemiş


Yaklaşımı gönülden destekliyor ve imzalıyorum. Bilgi sahibi olmamı sağladığınız için teşekkür ederim.

77

Hüseyin Cimşit
07 Şubat 2008´de söylemiş


‘Tanrı, “İleri” dediğimiz toplulukları bizden daha fazla seviyor’ denileneyeceğine göre, aklını kullanıp erdemli kişiler olmaktan başka seçeneğimiz olmadığını anlayabilmeyi ve anlatabilmeyi diliyorum ve de kişisel olarak da bunun için çabalıyorum. Bu “olumlular ağı” kavramını ve de işleyişini yaygınlaştırabilmeyi talep ediyorum. Yüzbinleri de geçebiliriz. Neden olmasın?!

ZULU kabilesi çırılçıplak gezmek zorunda, yoksa bir cins böcek onları sokuyor ve ölüyorlar. Eskimolar da her tarafı kapalı giyinmek zorunda, yoksa donarak ölebilirler. Tesadüfe bakın ki ZULU hukuku da yok, Eskimo hukuku da. Acab niye İsviçre hukuku ve Roma hukuku var? :)
Saygılarımla

78

gökhan
07 Şubat 2008´de söylemiş


Yüzbin imza manifestosu başlıklı öğrenme bildirgesini,olumlu gelişimlerin tüm dünya adına yaşama geçirilmesi ümidiyle imzalıyorum.

79

İlknur ERDEM
08 Şubat 2008´de söylemiş


Daha iyi bir gelecek eğitmle gelecek. Bu nedenle bende bu bildirgede varım diyor ve şahsım adına imzalıyorum

80

M. Yılmaz Savaşçın
08 Şubat 2008´de söylemiş


Sayın Tınaz Titiz
Hala özgüğveni olan genç kuşaklar yetiştiremeyen bir ülkede üniversiteden yeni emekli olmuş biriyim ama pes etmedim.Ahmet Adnan Saygun’un benim evimde söylediği sözleri simdi daha iyi anlayabiliyorum:”Atatürke ihanet edenler aydınlardır” demişti.Gelecek vadeden bu tasarımınıza tüm kalbim ve bilgi birikimimle ile imza atıyorum. Size daha fazla yardım edebilmek umudu ile başarılar dilerim.
Geleceğimiz ezber söylev ve sloganlardan kurtulmuş, analitik düsünebilen sağduyulu gençlerimizin olsun
M. Yılmaz Savaşçın

81

Burcu Erdemir
08 Şubat 2008´de söylemiş


Bir eğitimci olarak kampanyayı gönülden destekliyor ve bildirgeyi imzalamaktan memnuniyet duyuyorum.

Burcu Erdemir

82

ÜMİT YAZDIÇ
10 Şubat 2008´de söylemiş


Sayın Hüsnü Beyin eklemelerine ben de katılıyorum.
Çünki Tarihtede bakarsanız Kendi Ayakları üzerinde durduğunu kabul ettiğimiz dünyayı sarsan Ünlüler bile ,Toplum değerlerini,etik ilkeleri ve beraber büyüme gelişmeyi vizyon ve misyonlarına yerleştirmedikleri zaman. sonları Hüsranla bitmiştir.
Örnekler: Firavunlar-Hitler- padişah Vahdettin-
IV MURAT vs
Bizim değerlerimize en uygun kişi olarak ATATÜRK’ü ; görüyorum Çünki Eğitimden aldığı tüm değerleri Toplumun yararına kullanmış, Aynı zamanda sanata,eğitime,sosyalliğin gelişmesine (akşam yemekleri vs), bilime , Dine (dinin türkçeleştirilmesi ), değer vererek geleceği planlayan , yaşadığı zamandanda zevk alan ,Aynı zamanda girişimci zihni ile maddi varlık olarak güçlenen (Bankamızın inşasının temel harcı niteliğinde olan 250 bin lirayı Atatürk koymuştu Vs )ve içimizdeki en önemli kişi olarak kalan değer yaratmıştır.

Dolayısı ile Eğitim anlayışımızı bu temel üzerine koyarsak - Kişi olarak değil Toplum olarak Ayaklarımızın üzerinde durma vizyonunu gerçekleştirebiliriz.

83

Sakine Karakütük
11 Şubat 2008´de söylemiş


Öğrenme- öğretme sürecinde her türlü öğretim yöntem ve tekniği kullanılarak öğrenme gerçekleştirilebilir. Bu “diğer okullar”ı olumlu etkiler yapacak tutumlara doğru zorlamanın bir hakkım ve görevim olduğunu düşünüyor; bunları izlerken, satın alırken, başkalarına tavsiye ederken ve/veya reklam verirken bu “demokratik baskı” görevimi unutmamayı taahhüt ediyorum.

84

Meskure Ozer
13 Şubat 2008´de söylemiş


Sevgili Tinaz Titiz’in ezbersiz egitim savini Ingiltereye gelmeden once 1995′lerde calistigim bir okulla birlikte Izmirde bir pilot okulunda izlemis ve ayni dusuncede oldugumu anlamistim.
Ogrenmeyi bilen, soru sormayi sorgulamayi ogrenmis kisi yasam boyu egitim okulundadir.
Bir eğitimci olarak kampanyayı gönülden destekliyor ve bildirgeyi imzalamaktan memnuniyet duyuyorum.
Bir eğitimci olarak kampanyayı gönülden destekliyor ve bildirgeyi imzalamaktan memnuniyet duyuyorum.

Bir egitimci olarak bildirgenin koy enstituleri gibi egitim seferberligine onculuk edecek, dusunen ,kendine yeten bir genclik yaratacak yeni bir olusuma donusmesini umuyorum.
Saygilarimla

Meskure Ozer

85

Hüsnü Balın
13 Şubat 2008´de söylemiş


Acaba;
“EĞİTİM, ÇOCUKLARIMIZIN yaşaycakları ortamda AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİ KAZANMALARI İÇİN YAPILMALIDIR”
dese miydik?
Zira ben 1974 te ODTÜ Sehircilik bölümününü bitirdiğimde bana katlı otopark, super market, otoyol, mall, metro gibi şeyler gösterilmedi ve öğretilmedi… Ki bunlar o günlerde de dünyada mevcut idi… Onun yerine “- git …. gecekondu mahallesinde konutların % kaçında buzdolabı var, Kaçının WC si bahçede tesbit et! diye ödev verirlerdi…
Hem de ODTÜ de…
Böyle bir ilave yaparsak; hem gelecekteki öngörülebilen fiziki yaşam ortamını, hem eğitimde branş seçiminin belli bir yaşta yapılması gerektiğini, hem yöresel farklılıkların dikkate alınması gerektiğini, hem de bireyin toplum içindeki ilişkiler bütününü kastetmiş ve de kapsamış oluruz diye düşünüyorum.
Saygılarımla
Hüsnü Balın

86

Muhsin Atabay
14 Şubat 2008´de söylemiş


En temelde; EĞİTİMİN, ÇOCUKLARIMIZA AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİ KAZANDIRMASI İÇİN YAPILMASI GEREKTİĞİ DÜŞÜNCESİNİ DESTEKLİYORUM!

87

ATİK ELDENİZ
14 Şubat 2008´de söylemiş


Bu güzel çalışmayı kutlayarak destekliyorum
anck şunu belirtmeden geçemeyeceğim;
Ne zamanki başta sistem ve devlet adamları- mız sonrada brey elindeki koyunu terziye,kuma-
şı kasaba kestirmeyi bırakırlarsa bu mümkün
saygılarmla

88

Bilgin örgün
18 Şubat 2008´de söylemiş


Bireyler kendi ayaklari üzerinde durabilirlerse,o millet kendi ayaklari üzerinde ancak durabilir.Kendi ayaklari üzerinde duramayan milletler hasiyetlerini,hüriyetlerini ve daha sonrada istiklallerini kaybetmaya mahkumdurlar.Bu yüzden egitim ve ögrenim sistemimizi yeniden gözden gecirmek ve gelistirmek zorundayiz.

89

LÜTFÜ ÇITIROĞLU
19 Şubat 2008´de söylemiş


çıplak kralı görebilen,
gördüğünü söyleyebilen,
ve bunu herşeye rağmen savunabilen
insanların varlığı için…..
e v e t…..

90

Atay ceyişakar
22 Şubat 2008´de söylemiş


Ülkemizin sayılamayacak kadar çok sorununa ‘ana kaynak’ olan bir konuda; eğitim konusunda, çzüm getirici, ön açıcı olarak değerlendirdiğim, ‘“EĞİTİM, ÇOCUKLARIMIZIN AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİ KAZANMALARI İÇİN YAPILMALIDIR” önerisini gönülden destekliyorum. Desteğin, sonuç alıcı tarzda yaygınlaşabilmesi doğrultusunda her birimizin elinden geleni esirgememesini diliyorum

91

N.UZUNOĞLU
26 Şubat 2008´de söylemiş


Daha başarılı, mutlu ve özgüvene sahip bireyler için eğitim en önemli meselemiz.Kişinin Kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak bir değil birçok becerisi olmalı, o Yaşamı boyu üretebildiği süreçde vardır,sorunların üstesinden gelir.Bağımsızdır ve örnektir.Sağlıklı doğru evrensel değerleri kaybediyoruz, kaybettiriyorlar.herşeyi en önemlisi akli ve ahlaki bunalıma sürükleyen Tüketim toplumu olun diyen olumsuzlukları görelim.

92

M.Tınaz Tİtiz
29 Şubat 2008´de söylemiş


Necibe hanım merhaba,
Mesajınıza çok teşekkür ederim. Desteğiniz bizim için önemli ama Türkiye için daha da önemli.
Diğer imza sahiplerinin de “ayakları üzerinde durmak” ifadesi yanına bazı –gayet yerinde- ekleme önerileri olmuştu.
Bunları, herbirini eklemenin pratik güçlüğü nedeniyle değil şu nedenle eklememeyi önerdim ve onlar da makul buldular. Umarım sizi de ikna edebilirim.
Formel eğitimi, akıl-ahlak-estetik boyutlarındaki tüm beklentilerimizin karşılanacağı bir süreç olarak görmek, bu süreçle ilişki içindeki milyonlarca insanın bu 3 boyuttaki (akıl-ahlak-estetik) beklentilerinin süreç hedefleri içine katılması anlamına gelecektir. Nitekim bugün durum büyük ölçüde budur. Mevcut eğitim sistemimiz bütün beklentilerden “biraz” içermekte ama tam olarak neyi hedeflediği belirsiz kalmaktadır.
Bu durumu –ironi katarak- ifade ettiğim “Eğitim Sistemimiz Başarılıdır” adlı yazımda da dile getirmeye çalışmıştım.
Yaşamın çeşitli -doğal- güçlükleri karşısında kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğrenmiş bir kişinin en önemli özelliğinin “öğrenebilmek” olduğunu, bunun da ancak bu doğal yeteneğinin körelmesine / köreltilmesine /dondurulmasına izin vermeyerek mümkün olabileceğini düşünüyorum.
Evrenin en değerli hediyesini (öğrenme) böylesine koruyabilen bir kişinin, kendini çevreleyen fiziki ve sosyal çevrelere bir şeyler dayatmaya değil onlarla uyum içinde yaşamaya çalışacağını varsayıyorum.
Bir kanıt sayılmaz ama, çevresine kendi doğrularını dayatan kişilerin (ve onlardan oluşan grupların) hep kendi ayakları üzerinde durmayı becerememiş kişiliklerden oluştuğu gözlemimi de sizinle paylaşmak isterim.
Bu vesileyle tekrar teşekkür ve saygılarımla.

93

Banu Conker
03 Mart 2008´de söylemiş


geleceğimiz için çocuklarımıza en doğru yatırımı yapmalıyız.

94

Necati Saygılı
12 Mart 2008´de söylemiş


Tam neyi amaçladığı net olarak belli olmayan ve onlarca yıldır uygulanan Eğitim Sistemimiz ile yetiştirilen nesillerin Cumhuriyeti nereye getirdiğine bir bakalım. Cumhuriyet’le varmak istediğimiz yerde olmadığımız kesin. Kimlerin elinde bu hale gelindinin cevabı, sistemin yetiştirdiği nesillerin aldıkları eğitimde ve onun şekillendirdiği kişiliklerde saklı olsa gerek. Birşeyler eksik/yanlış yapılmış olmalı ki buradayız. Bunun kökeninde, geleneksel çoklu eğitim (aile-okul-sokak-cami-kışla vb) sistemimizin baskın karakteri yatıyor. Salt kötülemek için söylemiyorum ama; oralarda verilen eğitimde yukarıdan aşağı benimsenen/benimsetilen “Sen bilmezsin; büyüklerin bilir. Sen, sana söyleneni yap; ukalalık etme; onların söylediği doğrudur!” söylemidir. Hiyerarşinin zaman içerisindeki değişimi, o söylemle yetişenlerin aynı söylemi, kendilerinden sonrakilere dayatarak sürdürmelerine olanak sağlamaktadır. Bu biraz da toplumumuzun Padişahlıktan sonra da devam eden devletin kutsallığı ve ulul emre itaat kültürünün gereği olarak yaşayagelmiştir. Eğitim Sistemi ve Anlayışı’nda, değişen dünya ve toplum koşullarına, uygun düzenlemeleri zamanında ve yeterince yapmamış olmaktan kaynaklanan zafiyet, Cumhuriyetin bağışıklık sisteminde tahribata yol açmıştır. Bugünkü duruma böyle geldiğimizi düşünüyorum.

Bu kampayla amaçlananın, sorgulayabilen, kendini ifade edebilen, bu beceri ve cesarete sahip; ait olduğu toplumun bir bireyi olarak önce kendi ayakları üzerinde durma becerisini kazanan; kazandığı donanımla toplumuna yararlı olacak nesiller yetiştirecek bir eğitim sistemi olduğu anlaşılıyor. Bu kabulle destekliyorum.

95

Y.Kenan TÜRKER
13 Mart 2008´de söylemiş


Destekliyorum.
En nitelikli eğitimin herkesin işi olduğunu düşünüyorum. Herkesin de en nitelikli bu işi yapmak için gerekli donanımı kazanması gerektiğini düşünüyorum. Anne,baba,büyük kardeş,yayıncı,yapımcı,vs. toplumu oluşturan herkesin bu bilince ulaşması dileğimle destekliyorum.

96

emir erkişi
15 Mart 2008´de söylemiş


şu anda askerdeyim annem anlattı sizi destekliyorum

97

A.Şadan Tanrıverdi
18 Mart 2008´de söylemiş


Yaşam, onu anlamak istemeyenlere, kendi kurallarını, zorlayarak da olsa, mutlaka öğretir.
Halâ bunu idrak edememiş ve geç kalmış bir toplum olarak, artık bir yerden başlamak gerekiyor.
Bu projeyi planlayan ve çaba gösterenlere teşekkür ediyor,ben de naçizane desteğimi sunuyorum.
Saygılarımla.

98

Ali Çobanoğlu
27 Mart 2008´de söylemiş


Bildirgeyi destekliyorum Ancak eksik olarak algıladığım birkaç ilave yapmak istiyorum.
İnsan sosyal bir yaratıktır.Eğitimin de toplumsal yönü olmalıdır.Birey kendini(kaba deyimiyle) kurtardığı kadar yaşadığı toplumu ve çevreyi de kurtarmalıdır.İnsanlık toplumsal önderlerle gelişmiştir.Örneğin kaşifler,alimler,mucitler,komutanlar v.d.
Dolayısıyla birey öyle eğitilmelidirki kendini geliştirdiği kadar toplumu da geliştirmeyi ideal edinmelidir.Ve bundan haz duymalıdır.Burada önemli olan bağnaz ve şartlanmış öğretilerin eğitimin içeriğine sızmamasıdır.Bilim ve akılcı düşünce eğitimin vazgeçilmez içeriğini oluşturmalıdır.
Saygılarımı sunuyorum.

Ali Çobanoğlu.

99

Oya Mutver
30 Mart 2008´de söylemiş


Gerçekleşeceğini umuyorum ve bildirgenizi gönül rahatlığı ile imzalıyorum..Yolunuz açık olsun..

100

Mustafa RÜŞVANLI
21 Nisan 2008´de söylemiş


“Eğitimin bir tek amacı var o da insanı özgür yetiştirmektir” der Kant, JJ.Rousseau da;” bir insanın diğerlerine tabi, bağılı olmasını redederek asıl unsurun özgürlük olduğunu vurgular ve toplum sözleşmesiyle eşitlik ilkesini öne sürer” Elbette ayakta duramayan insanların temsil ettiği devlet de ayakta duramaz ama eğitim felsefesini de doğru tespit etmeliyiz. diye düşünüyorum. Kişi hak ve sorumluluklarını bilen ve yoksulluğa razı olmayan, bilimi yakalamış, güzel sanatlarda da üretken çağdaş bir toplum hepimizin dileği olmalıdır. Destekliyorum

101

Bilal BURKAY
08 Haziran 2008´de söylemiş


En önemli ve verimli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lâzımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur.
Bu zaferin sağlanması için hepimizin tek vücut ve tek düşünce olarak esaslı bir program üzerinde çalışması lazımdır. Bence, bu programın iki esaslı noktası vardır:
a - Sosyal hayatımızın ihtiyaçlarına uygun olması
b - Çağın gereklerine uymasıdır. (M.KEMAL ATATÜRK) Ulu önderimizin gösterdiği bu amaç doğrultusunda adım atmanız ve biz vatandaşların buna destek olması boynumuzun borcudur.Bu anlamda çalışmalrınızı takdire şayan buluyorum.”SAĞLAM BİR EĞİTİMLE SAĞLAM BİR TÜRKİYE”olması dileklerimle..saygılar

102

temel bektur
08 Kasım 2008´de söylemiş


desdekliyorum temel bektur10kasım 2008

103

yücel congur
09 Ocak 2009´de söylemiş


EĞİTİMİN EN ÖNEMLİ DURUŞU, ZİHİNDE CİDDİLEŞME YARATMASI VE YAŞAMI HER YÖNÜYLE KUCAKLAYABİLMESİDİR.BUNUN GERÇEKLEŞMESİ İSE BİREYİN FARKETME ALANININ GENİŞLEMESİ İLE MÜMKÜN OLABİLİR. TOPLUMSAL SORUMLULUK VE ÇEVRE YE DUYARLILIK İSE EVRENSEL YANİ İNSANI ODAK YAPAN BİR ANLAYIŞIN SONUCUNDA GERÇEKLEŞECEKTİR.

104

Celik Kurtoglu
17 Temmuz 2009´de söylemiş


Bildirgede yer alan hususları elbette benimsiyorum. Ancak bugün sadece Türkiye’de değil başta ABD olmak üzere pek çok ülkede ilk üniversite eğitiminin, ilk derecenin/uzmanlık alanının “ekmek parası” ve/veya zengin olmak hedefli olması gençleri daha birinci günden başlayarak yanlış yönlendiriyor. Daha geçen gün lise giriş sınavlarında birinciliği paylaşan bir genç üniversite aşamasında işletme veya siyasal bilgiler okumak istediğini söyleyince kendisine tercihlerini gözden geçirmesini, üniversite eğitiminin en azından parasal imkanı, bu ek olarak zihni yetenekleri yeterli olan için temel bilimler doğrultusunda olması gerektiğini tavsiye ettim. Matematik, felsefe, tarih mi önce okutulmalı, gençler hukuk, iktisat, mühendislik gibi alanlara hemen lise sonrası mı yönelmeli, yoksa doğru dürüst temel attıktan, binanın sağlam karkas unsurlarını yerleştirdikten sonra mı meslek doğrultusunda ilerlemeli? Olanakları, yetisi yeterli olmayanlar doğrudan doğruya meslek okullarına yönelebilir. Bunların da yabana atılmaması gereken sorular olduğu inancındayım, sorularınızı bu doğrultuda çeşitlendirmenizi öneririm.

105

Nevzat Süer Sezgin
19 Temmuz 2009´de söylemiş


Tüm yetişkinlerin eğitim konusunda ‘demokratik baskı’ görevini ve hakkını önemseyerek bir davranışa dönüştürmesi,eğitimin sadece okulda verildiği yanılsamasından bir an önce kurtulunması dileğimle.

106

Besim Özaykan
22 Temmuz 2009´de söylemiş


Özgür düşünen, sorgulayan, kendi başına öğrenebilen, yaratıcı, toplumumuzu ileriye taşıyan ve temel sorunlarımızın çözümüne olumlu katkı yapabilen bireyler yetiştirmek için “EĞİTİM, ÇOCUKLARIMIZIN AYAKLARI ÜZERİNDE DURMA BECERİLERİ KAZANMALARI İÇİN YAPILMALIDIR”. Eğitim, okuyan insan oranımızı artırmalıdır. Eğitimin yaşı olmaz; kapsamı çocuklarımızla sınırlı tutulmamalıdır. Japonların yaptığı gibi “beşikten mezara kadar eğitim” sloganını bir Türk gibi hayata geçirmeliyiz. Dünya toplumlarındaki eğitim standartları ile karşılaştırdığımızda, kötü durumda olduğunu gördüğümüz eğitim niteliğimizi dünyanın en mükemmelleri arasında yükseltmeliyiz. Bu amaç için, eğitim sistemimiz kendini geliştirmek için, geri bildirim yollarını devamlı ve hızlı olarak işletmeli ve gelen bilgilere göre hızlı ayarlamalar yapmalıdır. Öğrenmeyi öğrenenen bireyler kazanmak için gerekli eğitim yöntemleri özetlenmeli, ilgili kurumlara benimsetilmeli ve yöntemlerin uygulanması sağlanmalıdır. Görev başındakilerin yanısıra, emekli bilim insanları ve öğretmenlerin deneyiminden yararlanılmalıdır. Toplanacak büyük ölçekteki bilgiler uygun internet ve bilgisayar olanakları kullanılarak sadeleştirilmeli ve bunlar, uygulanmaları için, ilgili kurumlara aktarılmalıdır.

Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi lütfen bizimle paylaşın.

Zamanınızın çok küçük bir bölümünü ayırarak, bu form aracılığı ile yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.