reverse osmosis filter air minum pabrik air minum
BN Mesajları

Einstein'ın Muhteşem Problem Çözme Sırrı

(ve bunu kullanmanın 10 özel yolu)

resim
09.03.2016

Einstein’ın Muhteşem Problem Çözme Sırrı

(ve bunu kullanmanın 10 özel yolu)

 

Yazar  : Michalko, M., Cracking Creativity: The Secrets of Creative Genius, 2001 kitabından alıntı. 

Çeviri : Feryal Halatçı

Einstein’ın “Dünyayı kurtarmak için bir saatim olsaydı; ellibeş dakikasını problemi tanımlamaya, kalan beş dakikayı da çözümü bulmaya ayırırdım.” dediği söylenir.
Einstein is quoted as having said that if he had one hour to save the world he would spend fifty-five minutes defining the problem and only five minutes finding the solution.

Bu alıntı önemli bir noktayı vurguluyor: Bir problemi çözmeye bodoslama dalmadan önce, şöyle bir durup problemi anlamaya zaman ayırmalı, çaba sarf etmeliyiz. This quote does illustrate an important point: before jumping right into solving a problem, we should step back and invest time and effort to improve our understanding of it.

İşte size problemlere farklı açılarından bakmak ve çözümde en önemli basamağı görebilmek için kullanabileceğiniz 10 strateji: Önce problemi net ve net bir şekilde tanımlayın! Here are 10 strategies you can use to see problems from many different perspectives and master what is the most important step in problem solving: clearly defining the problem in the first place!

Sorun, “Sorun”un Ne Olduğunu Anlayabilmektir. The Problem Is To Know What the Problem Is

Problemin tanımı, problem çözme uğraşınızın odak noktası olacaktır.  The definition of the problem will be the focal point of all your problem-solving efforts.

Bu yüzden, problemin tanımlanmasına mümkün olduğunca çok vakit ayırmak ve özen göstermek gerekir. Genellikle, elimize üzerinde çalışılacak bir problem geçtiğinde, yanıtı bulmaya o kadar hevesleniriz ki, problemi incelemeye vakit harcamayı ihmal ederiz. As such, it makes sense to devote as much attention and dedication to problem definition as possible. What usually happens is that as soon as we have a problem to work on we’re so eager to get to solutions that we neglect spending any time refining it.

Çoğumuzun anlamadığı -ve Einstein’ın ima etmeye çalıştığı- şey, bulduğumuz çözümlerin kalitesinin çözmeye çalıştığımızproblemin tarifinin kalitesiyle doğrudan orantılı olacağıdır. What most of us don’t realize — and what supposedly Einstein might have been alluding to — is that the quality of the solutions we come up with will be in direct proportion to the quality of the description of the problem we’re trying to solve.

Çözümler sadece verimli ve kaliteli olmakla kalmayacak, çok daha kolaylıkla elde edileceklerdir. Daha da zahmete değer bir problemle uğraşıyor olmanın güvenini hissedeceksiniz. Not only will your solutions be more abundant and of higher quality, but they’ll be achieved much, much more easily. Most importantly, you’ll have the confidence to be tackling a worthwhile problem.

Problem Tanımlama Araçları ve Stratejileri Problem Definition Tools and Strategies

İşin sevindirici yanı, bir problemi açık ve seçik tanımlayabilmek için farklı bakış açıları ve perspektifler edinmeninöğrenilebilecek ve geliştirilebilecek bir beceri olmasıdır. Bunu mükemmelleştirmek için bildiğim en etkili 10 strateji şunlar: The good news is that getting different perspectives and angles in order to clearly define a problem is a skill that can be learned and developed. As such, there are many strategies you can use to perfect it. Here are the 10 most effective ones I know.

1. Problemi Başka Sözcüklerle İfade Edin 1. Rephrase the Problem

Bir Toyota yöneticisi çalışanlardan “verimlerini artırmanın yolları” konusunda bir beyin fırtınası yapmalarını istedi; çalışanlar da boş boş baktılar. Yönetici isteğini başka sözcüklerle ifade etti:”İşinizi kolaylaştırmanın yolları konusunda bir beyin fırtınası yapalım.” Bu kez gelen önerilere yetişmekte güçlük çekti. When a Toyota executive asked employees to brainstorm “ways to increase their productivity”, all he got back were blank stares. When he rephrased his request as “ways to make their jobs easier”, he could barely keep up with the amount of suggestions.

Sözcükler güçlü, örtülü anlamlar içerir ve bu nedenle de bir problemi algılayış şeklimizde büyük rol oynarlar. Yukarıdaki örnekte, “verimli olmak” şirket için yapılması gereken bir fedakârlık gibi görünürken, “işinizi kolaylaştırmak” çalışanın kendisi için yapacağı ama şirketin de faydalanacağı bir şey olarak görülebilir. Aslında, problem aynıdır, fakat bu ifadelerin her biriyle ilişkili duygular -ve bakış açıları- büyük ölçüde farklı olacaktır. Words carry strong implicit meaning and, as such, play a major role in how we perceive a problem. In the example above, ‘be productive’ might seem like a sacrifice you’re doing for the company, while ‘make your job easier’ may be more like something you’re doing for your own benefit, but from which the company also benefits. In the end, the problem is still the same, but the feelings — and the points of view — associated with each of them are vastly different.

Problemin ifadesiyle özgürce oynayın, birkaç kere farklı sözcüklerle ifade edin. Yöntemsel bir yaklaşım için bir sözcüğün yerine başka sözcükler yerleştirerek deneyin. “Satışı artırmak”: “artırmak” sözcüğü yerine “geliştirmek”, “çekici kılmak”, “genişletmek”, “tekrarlamak” sözcüklerini koyun ve problemi algılayışınızın nasıl değişeceğine bakın. Burada, zengin bir sözcük dağarcığı önemli rol oynar, bu sebeple bir yakın anlamlılar sözlüğü kullanın ya da sözcük dağarcığınızı geliştirin. Play freely with the problem statement, rewording it several times. For a methodic approach, take single words and substitute variations. ‘Increase sales’? Try replacing ‘increase’ with ‘attract’, ‘develop’, ‘extend’, ‘repeat’ and see how your perception of the problem changes. A rich vocabulary plays an important role here, so you may want to use a thesaurus or develop your vocabulary.

2. Varsayımları açıkça belirleyin ve sorgulayın 2. Expose and Challenge Assumptions

Ne kadar basit görünürse görünsün, her problemin çözümü için uzun bir dizi varsayım gerekir. Bu varsayımların birçoğu doğru olmayabilir ve probleminizin ifadesini yetersiz kılabilir ya da yanlış yöne sürükleyebilir. Every problem — no matter how apparently simple it may be — comes with a long list of assumptions attached. Many of these assumptions may be inaccurate and could make your problem statement inadequate or even misguided.

Kötü varsayımlardan kurtulmanın ilk basamağı, bu varsayımları açıkça belirlemektir. Bir liste yapın ve mümkün olduğunca çok sayıda varsayımı, özellikle de en belirgin ve en “dokunulmaz” olanları açıkça belirtin. Sadece bunu yapmak bile elinizdeki problemin netleşmesini sağlayacaktır. The first step to get rid of bad assumptions is to make them explicit. Write a list and expose as many assumptions as you can — especially those that may seem the most obvious and ‘untouchable’.

Daha da ileri gidin ve her varsayımın geçerli olup olmadığını sorgulayın: bu varsayımların geçerli olmayacağı durumları ve bunların sonuçlarını düşünün. Sürprizlerle karşılaşabilirsiniz: Bu kötü varsayımların çoğu kendi kendimize dayattığımız şeylerdir, biraz daha incelersek bu varsayımlardan kolaylıkla vazgeçebiliriz.

That, in itself, brings more clarity to the problem at hand. But go further and test each assumption for validity: think in ways that they might not be valid and their consequences. What you will find may surprise you: that many of those bad assumptions are self-imposed — with just a bit of scrutiny you are able to safely drop them.
Örneğin, bir restoran açmayı düşünüyorsunuz. Varsayımlarınızdan biri, “Restoranlarda menü olmalıdır.” ifadesi olabilir. Bu varsayım ilk bakışta doğru gibi görünse de bunu sorgulayın; belki de çok ilginç iş modelleri bulursunuz (Müşterilerin mutfak şefine hazırlaması için yemek tarifleri getirdiği bir restoran gibi).

For example, suppose you’re about to enter the restaurant business. One of your assumptions might be ‘restaurants have a menu’. While such an assumption may seem true at first, try challenging it and maybe you’ll find some very interesting business models (such as one restaurant in which customers bring dish ideas for the chef to cook, for example).
3. Genişletin 3. Chunk Up

Her problem daha büyük bir problemin bir parçasıdır. Bir problemi sözcüklerle oynayarak ya da varsayımları sorgulayarak yanal olarak inceleyeceğiniz gibi, probleme farklı “yüksekliklerden” de bakabilirsiniz. Each problem is a small piece of a greater problem. In the same way that you can explore a problem laterally — such as by playing with words or challenging assumptions — you can also explore it at different “altitudes”.

Ayrıntılara boğulduğunuzu ya da probleme çok dar bir açıdan bakmakta olduğunuzu düşünüyorsanız, probleminizi genelleştirmek ve daha genel bir perspektiften bakabilmek için, şöyle sorular sormayı deneyin: “Bu, hangi bütünün bir parçası?”, “Bu, neyin bir örneği?” ya da “Bunun arkasındaki amaç ne?”. If you feel you’re overwhelmed with details or looking at a problem too narrowly, look at it from a more general perspective. In order to make your problem more general, ask questions such as: “What’s this a part of?”, “What’s this an example of?” or “What’s the intention behind this?”.

Bu ilkenin nasıl uygulanacağının daha ayrıntılı bir açıklaması için bakınız: Boost Your Brainstorm Effectiveness with the Why Habit(Beyin Fırtınasında Etkinliğinizi Artırmak için Neden Alışkanlığını Kullanın). For a detailed explanation of how this principle works, check the articleBoost Your Brainstorm Effectiveness with the Why Habit.

Bir probleme daha genel bakabilmek için çok yardımcı olacak bir başka yaklaşım problemin ifadesindeki sözcüklerişemsiye (kapsayıcı) terimlerle (hypernym)değiştirin. Şemsiye terimler elinizdeki sözcükten daha geniş kapsamlı anlamı olan sözcüklerdir (Örneğin; “araba” sözcüğünün şemsiye terimlerinden biri “araç” sözcüğüdür). Bir sözcüğün şemsiye terimini bulmada çok yararlı bir araçWordNetsitesidir (Aradığınız sözcüğü yazın ve sözcüğün tanımından önceki “S:” etiketini tıklatın). Another approach that helps a lot in getting a more general view of a problem is replacing words in the problem statement withhypernyms. Hypernyms are words that have a broader meaning than the given word. (For example, a hypernym of ‘car’ is ‘vehicle’). A great, free tool for finding hypernyms for a given word is WordNet(just search for a word and click on the ‘S:’ label before the word definitions).

4. Daraltın 4. Chunk Down

Her problemin daha büyük bir problemin parçası olması aynı zamanda, her problemin çok sayıda daha küçük problemlerden oluştuğu anlamına da gelir. If each problem is part of a greater problem, it also means that each problem is composed of many smaller problems. It turns out that decomposing a problem in many smaller problems — each of them more specific than the original — can also provide greater insights about it.

Öyleyse, bir problemi her biri asıl problemden daha özel, daha küçük problemlere parçalamak problem hakkında daha fazla içgörü sağlayabilir. Özellikle bunaltıcı, ürkütücü bir problemle karşılaştığınızda, problemi daraltmak (daha özel hale getirmek) faydalı olacaktır. ‘Chunking the problem down’ (making it more specific) is especially useful if you find the problem overwhelming or daunting.

Bir problemi daha özelleştirmek için sorabileceğiniz tipik sorulardan bazıları şunlardır: “Bunun parçaları nelerdir?” ya da “Bunun örnekleri nelerdir?”. Some of the typical questions you can ask to make a problem more specific are: “What are parts of this?” or “What are examples of this?”

Burada “genişletmek” yaklaşımında yaptığınız gibi sözcükleri değiştirmek yararlı olacaktır. Bunun içinalt sözcükleri (hyponym), yani elinizdeki sözcükten daha dar anlamı olan sözcükleri kullanmalısınız (Örneğin, “araba” sözcüğünün alt sözcükleri “minivan” ve “limuzin” olabilir). Alt sözcükleri bulmak için deWordNetsitesini kullanabilirsiniz. Just as in ‘chunking up’, word substitution can also come to great use here. The class of words that are useful here arehyponyms: words that are stricter in meaning than the given one. (E.g. two hyponyms of ‘car’ are ‘minivan’ and ‘limousine’). WordNetcan also help you finding hyponyms.

5. Çoklu Perspektifler Bulun 5. Find Multiple Perspectives

Bir problemi çözmeye girişmeden önce, probleme mutlaka farklı perspektiflerden bakmayı deneyin. Probleme farklı gözlerle bakmak, yeni ve incelenmemiş yönlere ilişkin içgörü edinmenizi sağlayacaktır. Before rushing to solve a problem, always make sure you look at it from different perspectives. Looking at it with different eyes is a great way to have instant insight on new, overlooked directions.

Örneğin; bir işi yönetiyorsanız ve “satışları artırmak” istiyorsanız, bu probleme bir müşteri gözüyle bakmaya çalışın. Belki de, müşteri bakış açısından bakıldığında bu problem, ürününüze daha fazla para ödeme isteği oluşturabilecek özellikler ekleme sorunu olacaktır. For example, if you own a business and are trying to ‘increase sales’, try to view this problem from the point of view of, say, a customer. For example, from the customer’s viewpoint, this may be a matter of adding features to your product that one would be willing to pay more for.

Problem ifadenizi bu farklı perspektifleri kullanarak tekrar tekrar yazın. Rakipleriniz bu probleme nasıl bakacaklar, çalışanlarınız, anneniz? Rewrite your problem statement many times, each time using one of these different perspectives. How would your competition see this problem? Your employees? Your mom?

Ayrıca, farklı rolleri olan kişilerin bu problemi nasıl bir çerçevede ele alacaklarını da düşünün. Bir politikacı probleme nasıl bakacaktır? Bir profesör? Bir hemşire? Farklı rollerin problemi ele alış biçimlerindeki benzerlikleri ve farklılıkları bulmaya çalışın. Also, imagine how people in various roles would frame the problem. How would a politician see it? A college professor? A nun? Try to find the differences and similarities on how the different roles would deal with your problem.

6. Etkin Dilsel Yapılar Kullanın 6. Use Effective Language Constructs

Mükemmel problem ifadesi için her şeye uyacak tek bir formül yoktur, fakat ifadeyi daha etkin kılmaya yarayan bazı dilsel yapılar vardır. There isn’t a one-size-fits-all formula for properly crafting the perfect problem statement, but there are some language constructs that always help making it more effective:

•   Pek çok çözüm olduğunu varsayın. Bir problemi ifade etmeye başlamanın mükemmel bir yolu şöyledir: “… yolları nelerdir?” Bu ifade “Nasıl … yapabilirim?” sorusundan daha üstündür. Çünkü sadece tek bir çözüm değil çok sayıda çözüm olabileceğini, belki de hiç çözüm olmayacağını ima eder. Basit görünse de, bu beklenti duygusu beyninizin çözüm üretmesine yardımcı olacaktır. •   Assume a myriad of solutions. An excellent way to start a problem statement is: “In what ways might I…”. This expression is much superior to “How can I…” as it hints that there’s a multitude of solutions, and not just one — or maybe none. As simple as this sounds, the feeling of expectancy helps your brain find solutions.

•   İfadeniz pozitif olsun. Negatif cümlelerin işlenmesi çok daha fazla bilişsel güç gerektirir ve sizi yavaşlatabilir. Hatta düşünce silsilenizi yanlış yola sevk edebilir. Pozitif ifadeler problemin ardındaki gerçek amacı bulmanıza da yardımcı olacaktır ve dolayısıyla çok daha motive edici olacaklardır. •   Make it positive. Negative sentences require a lot more cognitive power to process and may slow you down — or even derail your train of thought. Positive statements also help you find the real goal behind the problem and, as such, are much more motivating.

Örneğin, “sigarayı bırakmanın” yollarını bulmak yerine, “enerjinizi artırmak”, “daha uzun yaşamak” gibi ifadeler çok daha değerli amaçlar olacaktır. For example:instead of finding ways to ‘quit smoking’, you may find that ‘increase your energy’, ‘live longer’ and others are much more worthwhile goals.

•   Probleminizi soru şeklinde hazırlayın.Beynimiz soruları sever. Eğer soru güçlüyse ve ilgi çekiyorsa, beynimiz soruyu yanıtlamak için elinden geleni yapacaktır. Beyni durdurmamız mümkün değildir. Hemen problem üzerinde çalışmaya başlar ve biz farkında olmasak da, arka planda çalışmaya devam eder. •   Frame your problem in the form of a question.Our brain loves questions. If the question is powerful and engaging, our brains will do everything within their reach to answer it. We just can’t help it: Our brains will start working on the problem immediately and keep working in the background, even when we’re not aware of it.

•   Eğer hâlâ yerinizde sayıyorsanız, problemi ifade ediş şekli için şu formülü deneyin: •   If you’re still stuck, consider using the following formula for phrasing your problem statement:

“(Sonuç) amacıyla, (nesne) (niteleyici) (edim) yolları nelerdir?” •   “In what ways (action) (object) (qualifier) (end result)?”

Örneğin: Daha fazla satış(sonuç) amacıyla, kitabımı(nesne) daha çekici(niteleyici)ambalajlamanın (edim) yolları nelerdir? Example: In what ways might I package(action) my book(object) more attractively(qualifier) sopeople will buy more of it (end result)?

7. Problemi Çekici Kılın 7. Make It Engaging

Etkin dilsel yapılar kullanmaya ek olarak, sizi gerçekten heyecanlandıracak ve problemle başa çıkmada en yaratıcı çerçeveyi oluşturacak bir problem ifadesi oluşturmak önemlidir. Eğer problem çok sıkıcı görünüyorsa, problemin sahiciliğini bozmadan canlılık katmak için zaman harcayın. Kışkırtıcı olsun. Beyniniz sonradan size teşekkür edecektir (ve sizi ödüllendirecektir). In addition to using effective language constructs, it’s important to come up with a problem statement that truly excites you so you’re in the best frame of mind for creatively tackling the problem. If the problem looks too dull for you, invest the time adding vigor to it while still keeping it genuine. Make it enticing. Your brain will thank (and reward) you later.

“Satışı artırmak” başka bir şey (sıkıcı), “müşterilerinizi heyecanlandırmak” başka bir şeydir. “Kişisel bir gelişim bloğu oluşturmak” başka bir şey, “okuyucularınıza sonuna kadar yaşama gücü aşılamak” bambaşka bir şeydir. One thing is to ‘increase sales’ (boring), another one is ‘wow your customers’. One thing is ‘to create a personal development blog’, another completely different is to ’empower readers to live fully’.

8. Problemi Tersyüz Edin 8. Reverse the Problem

Bir probleme takılıp kaldığınızda, genellikle yararlı olacak bir hile, problemi tersyüz etmektir. One trick that usually helps when you’re stuck with a problem is turning it on its head.

Kazanmak istiyorsanız, neyin kaybetmenize neden olacağını bulun. “Satışları artırmak” için yollar arayacağınıza, düşürmek için yollar arayın. Sonradan yapmanız gereken, yanıtları tersyüz etmektir. “Daha çok müşteri kapısı çalmak” satışı artırmanın apaçık bir yolu gibi görünebilir ama bazen bu “apaçık” yolları ancak probleme zıt bir yönden bakarak görebiliriz. If you want to win, find out what would make you lose. If you are struggling finding ways to ‘increase sales’, find ways to decrease them instead. Then, all you need to do is reverse your answers. ‘Make more sales calls’ may seem an evident way of increasing sales, but sometimes we only see these ‘obvious’ answers when we look at the problem from an opposite direction.

Dolambaçlı gibi görünen bu yöntem ilk bakışta sezgisel görünebilir, fakat bir problemin tersyüz edilmesi asıl problemin belirgin çözümlerini ortaya çıkartabilir. This seemingly convoluted method may not seem intuitive at first, but turning a problem on its head can uncover rather obvious solutions to the original problem.

9. Olguları Bir Araya Getirin 9. Gather Facts

Problemin nedenlerini ve koşullarını inceleyin. Ayrıntıları, örneğin kökenini ve nedenlerini araştırın. Özellikle, belirsiz bir probleminiz varsa, doğrudan çözmeye girişmektense, olguların incelenmesi daha verimli olabilir. Investigate causes and circumstances of the problem. Probe details about it — such as its origins and causes. Especially if you have a problem that’s too vague, investigating facts is usually more productive than trying to solve it right away.

Örneğin; eğer eşinizin ortaya koyduğu problem “Beni hiç dinlemiyorsun” ise, çözüm pek belirli değildir. Ancak, eşinizin ifadesi “Seninle konuşurken benimle yeterince göz teması kurmuyorsun” ise çözüm açıktır ve beyin fırtınasına gerek yoktur (ama gene de uygulama üzerinde çalışmanız gerekir!). If, for example, the problem stated by your spouse is “You never listen to me”, the solution is not obvious. However, if the statement is “You don’t make enough eye contact when I’m talking to you,” then the solution is obvious and you can skip brainstorming altogether. (You’ll still need to work on the implementation, though!)

Kendinize problem hakkında sorular sorun. Problem hakkındaki bilinmeyenler nelerdir? Problemin bir şemasını çizebilir misiniz? Problemin sınırları nelerdir? Meraklı olun. Sorular sorun ve olguları bir araya getirin. İyi tanımlanmış bir problemin çözüm sürecinin yarısı olduğu söylenir. Ben şunu ekleyeyim: Mükemmel tanımlanmış bir problem, artık problem değildir. Ask yourself questions about the problem. What is not known about it? Can you draw a diagram of the problem? What are the problem boundaries? Be curious. Ask questions and gather facts. It is said that a well-defined problem is halfway to being solved: I would add that a perfectly-defined problem is not a problem anymore.

10. Problem- Problem İfadenizi Çözün 10. Problem-Solve Your Problem Statement

Burada bir kısırdöngüye girme tehlikesinin olduğunu biliyorum, fakat sizin de fark edeceğiniz gibi, bir probleme doğru bakış açısını belirleyebilmek de kendi başına bir problemdir. Bu yüzden, bildiğiniz her türlü yaratıcı düşünme tekniğini kullanabilirsiniz. Çok sayıda böyle teknik vardır. I know I risk getting into an infinite loop here, but as you may have noticed, getting the right perspective of a problem is, well, a problem in itself. As such, feel free to use any creative thinking technique you know to help. There are plenty to choose from:

Problem ifadeleri için birfikir kotası koymak isteyebilirsiniz ya da Çözülecek 100 Problem Listesihazırlayabilirsiniz. Problem ifadenizideğiştirebilirsiniz: deneyebileceğiniz onlarca teknik var. You may want to give yourself an Idea Quotaof problem statements. Or write a List of 100problems to solve.SCAMPERyour problem definition. These are just some of dozen techniques you can try.

Kuşkusuz, problemi tanımlamak için harcayacağınız çabayla fiili problemi çözmeyeharcayacağınız çabayı dengelemesi zordur ve sadece pratik yaparak elde edilebilir. Of course, how much effort you invest indefining the problem in contrast to how much effort you invest in solving your actual problem is a hard balance to achieve, though one which is attainable with practice.

Kişisel olarak, bir problemi tanımlamak için 55 dakika harcayıp, 5 dakikada çözmenin iyi bir oran olmadığını düşünüyorum. Burada vurgulanan nokta, problemin tanımlanışının ve bu tanımlama üzerine az zaman harcama eğiliminizi düzeltmenin ne kadar önemli olduğudur. Personally, I don’t think that 55 minutes of defining a problem versus 5 minutes acting on it is usually a good proportion. The point is that we must be aware of how important problem defining is and correct our tendency to spend too little time on it.

Aslına bakarsanız, problemi nasıl tanımlayacağınıza daha fazla dikkat etmeye başladığınızda, büyük olasılıkla bunun problemi çözmekten çok daha zor olduğunu göreceksiniz. Ama aynı zamanda elde edeceğiniz sonucun buna değeceğini de göreceksiniz. In fact, when you start paying more attention to how you define your problems, you’ll probably find that it is usually much harder than solving them. But you’ll also find that the payoff is well worth the effort.

   

 

Alıntı linki  : https://litemind.com/problem-definition/

Sayfa başına dön!

Hızlı Erişim

Bu sayfayı paylaşmak için, yandaki seçenekleri kullanabilirsiniz.