- 27 Haziran 2026
Japonya Modernlesmesi
Japonya Modernleşmesi - Bir döneme geniş açıdan bakmak…
Rev-1.0 14.04.2026 Sesli Özet: bit.ly/4cjvifn
Olayları anlamak, sağduyulu değerlendirmek için bütünsel bakışın faydaları saymakla bitmez. Tarihte derin izler bırakmış, farklı coğrafyalarda eşzamanlı olaylar birlikte değerlendirildiğinde daha bir anlam kazanıyorlar.
Sanayi Devrimi’ni ıskalayan Osmanlı İmparatorluğu’nda 1839’dan 1908’e kadar Tanzimat, Islahat ve Meşrutiyet ilanı ile Batılılaşmaya yönelik hareketlerin ekonomik, sosyal ve düşün dünyasında köklü bir değişime yol açmadığı biliniyor. I.DS’da müttefiki Almanya yenilince, kendisi de yenilgiyi kabul etmişti. Galip devletlerin Mondros Ateşkesi ve Sèvres Anlaşması dayatmalarına karşı ulusal direniş, Kurtuluş Savaşı'nı kazanınca, galip devletlerle Lozan Barış Antlaşması'nı imzalamış; Osmanlı'nın yerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur.
Lozan Barış Anlaşması’nda imzacı devletler arasında kendileriyle savaşmadığımız halde Japonya’nın da bulunması, pek az sorgulanmıştır. I.Dünya Savaşı’nda Almanya’nın doğudaki ticaret kolonilerine el koyduğundan galip devletler safında yer almış; Lozan Konferansı’nda o nedenle bulunmuş.
Japonya, tarihsel süreçlerde emperyal dayatmalara maruz kalıp boyun eğen ülkeler arasında bulunsa da, 1868-1894 yılları arasındaki olağanüstü kolektif dayanışmayla dünyada en hızlı kalkınan ülke olmayı başarmış; birçok ülkeye ilham vermiştir.
Bu başarısı, çok geçmeden, 1853’te aşağılayıcı muamelesini sineye çekmiş olmanın intikam duygusu ile “en iyi savunma saldırıdır” diyen kanadın baskısıyla girdiği savaşlarda Kore'yi işgal, Çin ve Rusya kuvvetlerini yenmekle militarist intikamcı güdülerin egemenliğinde, kendisi de emperyal devlet niteliği kazanır.
II.DS’da Pearl Harbor baskını üzerine ABD Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine ‘atom bombası atınca’ yıkılır. İlginçtir, 30-40 yıl içinde yeniden gelişmiş ülke haline gelir.
Amin Maalouf Labirent adlı kitabında Japonya, Çin, Kore ve Rusya’nın hikâyelerini birlikte ele almış, bütünlük içinde yorumlamış. Anlattıkları, az bilinen birçok gerçeğin arka planına ışık tutuyor. Bizi de ilgilendiren yönleriyle çağrışımlara yol açan bazı alıntıları yorumlayarak paylaşmak istedim.
Osmanlı ile Japonya arasındaki tarihsel bağ; Ertuğrul Firkateyni
Japonya ile ilgili toplumsal hafızamızda en çok yer eden olay, 1890’da Ertuğrul Firkateyni’nin dönüş yolunda iken Japonya açıklarında batmasıdır.
Japon Prens Komatsu Akihito, 1887'de bir savaş gemisiyle İstanbul'u ziyaret eder. II. Abdülhamid de Ertuğrul Firkateyni ile bir heyeti Japonya'ya göndererek mukabelede bulunur. 1889’da İstanbul’dan hareket eden gemi, on bir aylık yolculuk yapıp Japonya’ya ulaşır. 3 ay süren ziyaretin ardından 15 Eylül 1890’da dönüşe geçer.
Ne yazık ki gemi dönüş yolunda, hareketinden üç gün sonra, yakalandığı fırtına sonucu Koşimoto kıyılarında kayalara çarparak batar. Kazada gemi Komutanı Mirliva Osman Paşa da dahil 587 kişi ölür; kurtulan 69 kişi, Japonların iki askeri gemisi ile İstanbul’a getirilir.
Japonya o yıllarda, İmparator Meiji’nin 1868’de başlattığı Meiji Restorasyonu sürecinde, Batı tekniği ve düşünme biçimini toplumsal kültürünün üzerine oturtmayı başarmış durumdadır. Batılılaşma denen o sürecin belirgin yönü, hedeflenen amaca giden yolda ülke kaynaklarını en etkin biçimde kullanmak ve ulusal dayanışmayı sağlamakta erişilen eşgüdümdür.
Osmanlı Devleti’nde de Batılılaşma hareketi, 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayıp II.Meşrutiyet’e 70 yıl sürmüş olmasına rağmen Japonya’dakine benzer Batı Tekniği ve düşünme biçimini içselleştirip köklü bir değişimi sağlayamamıştır. Japonya’daki başarıdan haberli olunsa da, oradaki değişimin belirleyici unsurlarına eşdeğer “kendi özkaynaklarını” harekete geçirmekte başarılı olamadığı açıktır.
Ertuğrul Firkateyni kazasında hayatını kaybedenlerin, Japonya’nın ekonomik ve askeri yönden güçlü bir ülke oluşunu yerinde gözlemleyerek edindikleri ufuk açıcı bilgileri İstanbul’a ulaştıramamış olmalarının, o başarısızlıkta payı olsa gerek.
Dolayısıyla bu ziyaretler o döneme ait arkalarında belge, eser niteliğinde bir kanıt bırakmamış. Bununla beraber Atatürk’ün, okuduğu kitaplardan anlaşıldığı kadarıyla, Cumhuriyet öncesi ve sonrası süreçleri tasarlarken, Japon ilerlemesindeki dinamikleri görmüş; siyasetini uygularken de onlardan esinlenmiş olması mümkündür.
Meiji Restorasyonu hareketinin hikayesi
Meiji hareketinin köklerini, 1853’te görkemli Amerikan Donanmasının Komodoru Matthew Perry’nin, ABD Başkanı M. Fillmore’un İmparatora yazdığı mektubu teslim etmek üzere geldiğinde sergilediği sıra dışı tavrında aramak yanlış olmaz. Çünkü Perry, savaş gemilerini demirlediği kıyıları seçişiyle ve imparator tarafından kabul edilmek isteyişiyle imparatorluğun diplomatik protokolünü çiğnemiş olmasının uzun erimli sonuçları olmaması düşünülemez.
Başkanın mektubu nazik bir dille yazılmış ama kesin talepler içermektedir. “Japonya’nın yalnızca Çinliler ve Hollandalılarla ticaret yapmasına izin veren yasalarının çağ dışı kaldığı ve ABD ile dostane ilişkiler kurmanın iki taraf için de faydalı olacağı” belirtilmektedir. Ancak Perry, Başkan’ın bu taleplere İmparator’un olumlu yanıt vermesini heyecanla beklediğini; ama bir terslik olur da olumsuz yanıt verilirse savaş çıkacağını; o zaman teslim olurken -getirdiği hediyeyi sardığı bezi işaretle- bu beyaz kumaşa ihtiyaç duyacaksınız!” der ve ev sahiplerinin cevabını duymak için ertesi yıl tekrar geleceğini söyler. Gerçekten de gelir.
Japonlar, bu küstah tavır karşısında feveran edip Perry’yi kovacaklarına sakin sakin dinlemişler; sözünü bitirince de gidebilirsin demişler. Japonların durumu değerlendirmeleri sıra dışıdır. Birkaç yıl önce Afyon Savaşları'nda İngilizlerin Çin’e yaptıkları son derece aşağılayıcı davranışı da göz önünde bulundurarak, Amerikalıların husumetini çekmenin işlerine yaramayacağı sonucuna varırlar. Ve ikili ticarete izin veren bir anlaşma imzalanır.
Perry’nin geldiği tarihlerde Japonya’yı iki yüz elli yıldır yönetmekte olan Şogunluk iflas noktasındadır. Dış dünyadaki gelişmelerin gerisinde kalmışlığın ve Perry’nin saygısız tavrına boyun eğişin uyandırdığı toplumsal infial ile Japonlar 15 yıl süren çalkantılı bir dönem yaşar. 1868’de Şogunluk devrilir. Asıl adı Mutsuhito olan imparator, temel amacı ülke kaynaklarına dayalı kalkınma (aydınlanmış yönetim - Meiji) olan süreci başlatır.
Meiji adını benimser. Süreç, İmparator’un Beş Maddeli Yemini yerine getirme vaadi ile başlar. Bundan böyle beş husus yerine getirilecektir. Bununla ulaşılacak kalkınmışlık hali, içten içe, kendi ürettikleri silahlarla, iradesini dayatmak isteyenlere direnebilmek, bunun silahlarına sahip olmak diye anlaşılıyordu.
Perry’nin Donanması'ndaki gibi gemiler üretebilmeleri için “Japon toplumunun mühendisler, teknisyenler, bilginler, sanayiciler, bankacılar, yöneticiler, öğretmenler, araştırmacılar, gazeteciler, fotoğrafçılar, hukukçular, sosyologlar, filozoflar vb. çıkarabilecek duruma gelmesi gerekmekteydi.”
Tüm dünyaya birçok özel görevli gönderilir. Onların bulguları yağmaya başlar. Posta İdaresi, Donanma yapılanması, tersaneler, polis teşkilatı gibi kimi ülkelerde kurumsallaşmış yapılar örnek alınır. Belli sayıda Avrupalı uzmanı, bilim insanını davetle kendilerine cazip konfor ve çalışma koşulları sağlanır. İmparator, sanayileşmeyi temsil edici gelişmelerin yakın izleyicisi, hatta fiili katılımcısı olmuş.
İlerleme toplumda, üst düzey kesimlerin yaşam tarzlarındaki batılılaşmaya öykünme, fazla ileri gitmek olarak algılanıp “Batı tekniği ve Japon ruhu” diye iki unsur bir arada yaşanmalı beklentisi belirir. Batı tekniği ile kastedilenin ne olduğu açıktı; ama Japon ruhunu tanımlamak kolay değildi. Japon kültüründen nelerin ayıklanacağı, nelerin korunacağı konusunda netlik yoktu. Farklılık, toplumun inanç temelli Zen Budizmi ve Samuray ahlakı gibi geleneksel törelerle kendini gösteriyordu. Meiji Restorasyonu, Batı tekniğini ve düşünme biçimini, Japon kültürü üzerine oturtmayı bir şekilde başarmış.
Sağduyulu kolektif akıl ve özverili katkıların dirayetli eşgüdümü ile sağlanan sinerjik kalkınma, intikamcı militarist dinamikleri harekete geçirir. 1894-95’te, Kore’yi işgal ile başlayan Birinci Çin-Japon Savaşı’nda Çinlileri; 1904-1905’te Rus-Japon Savaşı’nda Rus Çarının ordusunu yenip Donanmasını batırmakla kazandığı zaferlerle Batılı emperyalist Devletler arasına katılır. 1914’te I.DS yıllarında,1937’de İkinci Çin-Japonya Savaşında ve tabii II.DS’da 1941’de Pearl Harbor Baskını ile komşularının ve ABD’nin düşmanlığını kazanır. 1945’te iki Atom Bombası ile ağır bedel öder.
İlginçtir, dünyada kimsenin başına düşmemiş atom bombasıyla yıkılmışken, 1950’lerde Kore Savaşı’nda cephenin lojistik malzemeyi ABD’den getirmenin zaman alıcılığı ve pahalılığı, General MacArthur’u onları Japonya’da ürettirmeye yöneltmekle ABD, Japonya’nın dirilmesine ve yeniden Meiji Restorasyonu ruhuyla kalkınmasına vesile olur.
Bilmem ki akılcı bir yöneliş örneği olarak bu bizde, Cumhuriyet’in 2.Yüzyılında rota düzeltici, kolektif aklı ve özverili katılımcılığı harekete geçirir ve yeniden yapılanmaya ilham verir mi?
Çiftlikköy, 20.05.2025
Necati Saygılı, Ph.D.
İlginizi Çekebilecek İçerikler
Zarar Vermeyen Dünya Vatandaşlığı - İstinye Üniversitesi - Tınaz Titiz
Tınaz Titiz, İstinye Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda gerçekleştirdiği bu konuşmada, insanlık için sürdürülebilir bir gelecek arayışında “Zarar Vermeyen Dünya Vatandaşlığı İlkesi”ni …
- Mart 16, 2026
Beyaz Nokta Gelişim Vakfı TÜYAP Kitap Fuarına Katılım Sağladı
Beyaz Nokta Gelişim Vakfı Mütevelli Heyet üyelerimiz 42. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarında okurlarıyla buluştular. Üyelerimizden Nevit Dilmen 13 Aralık Cumartesi …
- Ocak 10, 2026
Güvensizlik Bencillik ve Ahlak Kavramları Üzerine Mükemmel Bir Video
Güvensizlik Bencillik ve Ahlak Kavramları Üzerine Mükemmel Bir Video
- Ocak 02, 2026
Japonya Modernlesmesi
Japonya Modernleşmesi - Bir döneme geniş açıdan bakmak… bit.ly/4kqo37V Rev-1.0 14.04.2026 Sesli Özet: bit.ly/4cjvifn Olayları anlamak, sağduyulu değerlendirmek için bütünsel …
BeyazNoktaGelişimVakfı
- Haziran 27, 2026
Bir “Zihinsel Arkeolojik Kazı”nın Hikâyesi – II
Bazı sorunlar vardır: herkes yaşar, herkes bilir ama kimse çözmeye çalışmaz. Alınan bütün kararlarda o normal ve verili kabul edilir. …
neceti-saygili
- Şubat 13, 2026
Yargıları Sorgulanmak
Beyaz Nokta Gelişim Vakfı olarak, düşünme biçimlerimizi zenginleştirecek yeni bir kaynağı daha sizlerle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Tınaz Titiz'in hazırlayıp yazdığı …
BeyazNoktaGelişimVakfı
- Ekim 21, 2025
Kavram Mutfağı
Kavram Mutfağı, toplumsal sorun çözme kapasitesini geliştirmek için dildeki eksik ya da bozulmuş kavramları tartışarak kavram dağarcığını zenginleştiren bir platformdur. …
- Eylül 29, 2024
Altın Bilezik
Altın Bilezik Projesi Genel Bakış Altın Bilezik Projesi, Beyaz Nokta Gelişim Vakfı (BNGV) tarafından, 6 Şubat 2023 depreminden etkilenen çocuk …
- Kasım 03, 2024
Yorumlar